|
Benim İlk Genelev Maceram Hüsranla Bitmedi! (1) (Mesut 26 Y., Aydın)
Selam 31 Seks Hikayecileri. Ben Mesut.
26 yaşında, Aydın'ın küçük bir kasabasında,
sıradan yaşantısı olan bir erkeğim. 1.74 boyunda, 62
kiloda, sağlıklı biriyim. Birçok Anadolu erkeği gibi ilk
cinsel deneyimini genelevde yaşayanlardanım. Bununla birlikte benim ilk
genelev tecrübemin farklı bir yanı var: Ben birçok erkek gibi
genelevden hayal kırıklığı ile ayrılanlardan değilim.
O zaman 17 yaşındaydım. Haftanın bazı günlerinde
mahalle kahvesinin arkasındaki küçük odada toplanır içerdik. O gün de
yaşça benden büyük üç arkadaş ile küçük bir çilingir sofrası
kurmuş ve içmeye başlamıştık. Ben bir dubleden fazla
içmem. Sarhoş olacağımdan değil; keyfinde bırakmak
için sadece bir bardak içerim. Aldığımız rakı
bittiğinde arkadaşlar herzamanki gibi geneleve gitme sohbetine
başladılar. Yine herzamanki gibi bana da teklif ettiler. Ama ben yine
kabul etmedim; çünkü cebimde yeteri kadar para yoktu. Salim Abi, "Her zaman böyle yapıyorsun!
Bu akşam bizimle geleceksin ve milli olacaksın!" dedi. "Abi, param yok!"
dedim. "Ben vereceğim!" dedi. "Tamam da, yarın o parayı sana nasıl
ödeyeceğim?" dedim. "Ödeme anasını satayım! Bu akşam
bizimle geliyorsun!" dedi. O güne kadar bir kadınla birlikte
olmamıştım. Salim Abinin ısrarıyla kabul ettim.
Arabaya binip yola koyulduk. Salim Abi arabada bana çıkarıp bir miktar
para verdi ve "Üçüncü evde Ebru var, onu sikeceksin. Bu para sana fazlasıyla yeter!" dedi.
Geneleve vardığımızda diğer evlere bakmadan üçüncü eve
gittik. Sali Abi Ebru'yu tanıyordu, kapıya kadar
çağırdı ve "Bizim Oğlana iyi bak, ilk kez milli olacak!"
dedi. Ebru 20 yaşlarında, 1.65 boylarında, 60 kilo kadar bir
kadındı. İri memeleri, belirgin ve diri götü vardı.
Salim Abinin sözlerinden sonra kadın benim kolumdan tuttuğu gibi
içeriye çekti. Kolumu bırakmadan koridorun sonuna doğru yürüdü. Arkasından
telaş ve tedirginlikle yürüyordum. Biraz sonra hayatımda ilk kez bir
kadını çıplak olarak görecek ve sikecektim. Benden büyük
abilerin genelev maceralarını çok dinlemiştim.
Kadınların bir çoğunun agresif ve samimiyetsiz
davrandığını biliyordum. Beni asıl düşündüren
Ebru'nun bana nasıl davranacağıydı.
Odaya girdiğimizde ister istemez etrafa göz attım. Geniş
yatağın çevresi mavi tül perdeyle örtülmüştü. Oda loş bir
ışıkla aydınlatılıyordu. Ebru benim
şaşkınlıkla çevreye bakmama bir an izin verdikten sonra
yaklaşktı ve vücudunu vücuduma sürterek, dudağıma bir
öpücük kondurdu, "Parayı ve bakalım delikanlı!" dedi. "Ne kadar?"
diye sordum. "Sikip çıkacaksan ... Lira vereceksin. Sevişmek
istiyorsan ... Liranı alırım!" dedi. Salim Abinin
verdiği parayı verdim ve "... Lirasını getir, Salim
abiden borç aldım!" dedim. Kıçıma bir şaplak vurdu
ve gülerek kapıya doğru yürüdü, "Ben gelene kadar soyun, tamam
mı?" dedi, cevap vermemi beklemeden çıkıp gitti.
Nereye gelmiştim böyle? Ayrı bir dünya idi burası. Biraz sonra
ilk kez tanıştığım bir kadınla sikişecek ve
çıkıp gidecektim. Bir anda hiç bir esprisi
olmadığını düşündüm. Bu beni huzursuz etmişti. Üzerimdekileri
çıkarmaya yeni başlamıştım ki, Ebru içeriye girdi.
Benimle birlikte o da soyunmaya başladı. Külodumu
çıkardığımda, o da çırılçıplak
kalmıştı. Harika bir vücudu vardı. Pørnø filmlerde
gördüğüm birçok kadın kadar güzel bir vücudu vardı. O an Salim
Abinin isabetli karar verdiğini düşündüm.
Ebru beni iterek yatağa attı ve gelip üzerime oturdu, "Demek ilk kez
bir am sikeceksin?" dedi. "Sikebilirsem, evet!" dedim. Elini henüz
kımıldamayan yarağıma attı ve avuçladı, "Sikersin
koçum! Ben hallederim!" deyip dudaklarımdan öpmeye başladı.
Sıcak nefesi ve eliyle yaptığı dokunuşlar benim
uyanmama yetmişti. Yarağım bir dakika bile demeden kazık
gibi oldu. Ebru doğruldu ve yarağıma baktı, "Bu ne lan
böyle?" dedi. (Benim yarak 15 santim kadardır). "Küçüktür!" dedim.
"Oğlum bu bira şişesi gibi bir şey. Ne küçüğü?" dedi. Doğrulup
avucuna zor sığan yarağımı gövdesinden tutup
sıktı ve yüzüme baktı. Birden yataktan kalkıp üzerine tül
bir gecelik giydi ve kapıya yürüdü, "Bekle, geliyorum!" dedi.
Şaşkınlıkla arkasından baka kalmıştım. Hiçbir şey
düşünemiyordum. İlk genelevi maceramın fiyaskoyla
sonuçlanmasına birkaç dakika kalmıştı.
Ebru aynı acelelikle içeriye girdi. Elindeki markaları bana gösterdi,
"Bir saat benimlesin çocuk!" diyerek, markaları sehpanın üzerinde
duran kutunun içine attı ve hemen yatağa geldi. Benim yarak
kalktığı gibi aynı hızla inmiş,
buruşmuştu. Ebru yine eline alıp okşamaya başladı
yarağımı. "Demek ilk kez bir kadın sikeceksin, ha?" dedi ve
cevap vermeme izin vermeden dudaklarıma yumuldu. Deli gibi öpüşmeye
başlamıştık bir anda. Dillerimiz
ağızlarımızda dans ediyordu. Ebru dudaklarımı
bırakıp boynuma doğru inmeye başladı. Diliyle yol
aldığı yerleri yalıyor, öpüyordu. Kısa süre sonra
yarağıma ulaşmıştı. Yarağım yine
kazık gibiydi. Gövdesinden tutup kafasına bir öpücük kondurdu ve
yüzüme baktı, "Yarağının çok kalın olduğunu
biliyor musun?" diye sordu. "Çok mu kalın?" dedim. "Lan bunun kafası
yumruğum gibi. Sen hiç başka yarak görmedin mi?" dedi. "Hayır
görmedim!" dedim. Aslında pørnø filmlerde görmüştüm birçok kez. Benim
yarağın o filmlerdeki yaraklardan biraz kalın olduğu
doğruydu, ama Ebru abartıyordu.
Diliyle çevresini yaladı ve kafasını ağzına alıp
emmeye başladı. Ağzının içinde
yarağımın kafasına dokunuyor ve bu beni deli ediyordu. Birden
yarağımı ağzından çıkarıp yüzüme baktı,
"Beni izle ve boşalmayı aklının ucuna getirme çocuk!" dedi.
Yine eğilip yarağımın kafasını ağzına
alıp emmeye, yalamaya başladı. Genelevde kadınların
yarağı kaldırdıktan sonra hemen bacaklarını
açıp erkeklerin girmesini beklediklerini, girdikten sonra da bir an önce
boşalmaları için ısrar ettiklerini duymuştum, ama Ebru
yarağımı emmeyi ve diliyle kafasını yalamayı sürdürüyordu.
Bir süre sonra yine vücudumu yalayarak yukarıya doğru çıktı
ve dudaklarıma yumuldu. Yine deli gibi öpüşmeye
başlamıştık. Üzerime ata biner gibi oturdu ve ıslak yarağımı
eliyle amının dudakları arasına yerleştirdi. Yüzüme
bakarak gülümsedi, "Harikasın çocuk! Bu gecenin finali seninle olacak. Beni
bekle ve izle. Kadının boşalmasını beklersen
hakkını vermiş olursun!" dedi, yarağımın üzerine
yavaşça bıraktı kendini. Yarağımın kafası am
dudakları arasında kaybolduğunda durdu, "Çok kalın bu yarak
çocuk!" dedi. Üzerimden kalktı ve çekmeceden bir losyon alıp
yarağımı yağladı. Sonra biraz da amına sürdü. Losyonu yerine koyup yine üzerime çıkıp,
yarağımı am dudakları arasına yerleştirip kendini
yine bıraktı. Yarağımın kafası yine am
dudakları arasında kaybolduğunda gözleri
kapanmıştı Ebru'nun. "Çok kalın!" dedi, fısıldar gibi bir ses tonuyla.
Yavaşça kalktı üzerimden. Yarağımın kafası
amının dudaklarının arasından göründüğünde
yeniden bıraktı kendini. Yarağımın kafası yeniden
kaybolmuştu. Yeniden durdu ve yüzüme baktı, "Çok kalın!" dedi
yine mırıldanır gibi, "Unutmuşum almasını!" dedi.
Kafasına kadar çıkarıp oturmaya başladı Ebru. Yarağımın
yalnızca kafası girip çıkıyordu amının içine.
Amı yarağımın kafasını sıkıca
sarıyordu ve içi gerçekten de sıcacıktı. Ebru inip
kalktıkça gözleri kayıyordu. Acı duyuyor gibiydi. Derin nefes
alıyor, dudaklarını ısırıyordu. Kafasına
masaj yapar gibi inip kalkmalarını sürdürürken elleri göğüs
kıllarımı okşuyor, avuçluyordu. Sonra yavaş yavaş
kendini bırakmaya başladı. Dudaklarını
ısırarak oturuyordu üzerime. "Uffff... Uffff!" diye
ısırdığı dudaklarının arasından nefes alıyordu durmadan.
Yarağımı sanki amına alıştırıyor
gibiydi. Yavaş inip kalkışları durmadan devam etti. Yarağımı
her saniye daha da içine alıyordu Ebru. Bir süre sonra yarağım
sıcak ve dar amının içinde kayboldu. Kasıklarımız
buluştuğunda öylece durdu. Işıldayan gözlerle bana
baktı, "Odun gibi yarağın var çocuk, amımın dudaklarını
yırttı kesin!" dedi. Eğilip dudaklarıma bir öpücük kondurdu ve omuzlarımdan tutup
yavaşça kendini yukarıya çekti. Yarağım içinden kayarak
çıktı. Kafasına kadar çıkartıp yeniden oturdu.
Yavaş yapıyordu bunu. "Ufff... Yırtıyor amımı!
Çok kalın! Ufff... Doldurdu içimi!" diyordu. Omuzlarımdan güç alarak
üzerimde inip kalkmaya başladı sonra. Yavaşça kalkıyor ve
yeniden oturuyordu yarağımın üzerine. Gözlerini
kapatmış, dudaklarını ısırarak inip
kalkıyordu. "Canım benim! Özlemişim bunu! Ohhh... Yarağın
çok kalın erkeğim, içimi dolduruyorsun, yırtıyorsun
amımı... Ohhh!" diye bir yandan mırıldanıyor, bir
yandan da aynı yavaşlıkla inip kalkıyordu üzerimde. Eğilip
dudaklarıma yapışıyor, koparırcasına somurarak
emiyordu dudaklarımı. Sonra doğruluyor, elleriyle göğüs
kıllarımı kavrıyor, yarağımın üzerinde inip
kalkarken kıllarımı çekiştiriyor, acıtıyordu.
Yavaş yavaş hızlanmaya başladı Ebru. "Harika
yarağın var erkeğim! Ohhh.. Her yerime dokunuyor... Çok güzel... Ohhh!" diyordu.
Artık otomatik bir şekilde kafasına kadar çıkarıp köküne kadar içine
alıyordu. Hızlı bir tempoda bunu yaparken irileşen
gözlerime dikmiş hırıldanmaya başlamıştı. "Ahhh...
Ahhhh... Geliyorum erkeğim... Geliyorum çocuk... Ahhh!" diyordu. Sesini
kontrol etmeye çalışırcasına dudaklarını
ısırmaya devam ediyordu. Sonra birden durdu; titremeye
başladı. Sarsılıyor, elektrik verilmiş gibi
titriyordu. Hayvan gibi hırıldayarak titriyordu. Tırnakları
göğsüme batıyordu. Am dudakları yarağımı öyle bir
sarmıştı ki, kökünden koparacaktı neredeyse. Birkaç
santimlik vuruşlarla yarağımı içinde bir yerlere sürtercesine sokup çıkarıyordu...
Bir süre sonra duruldu kasılması. Öylece durdu üzerimde ve gözlerini
açıp gözlerime baktı. Gülümseyerek eğilip dudağıma
öpücük kondurdu ve üzerime oturdu. "Ufff... Bağıramadım, çığlık atamadım, eksik
oldu!" dedi, eğilip yine dudağıma bir öpücük kondurdu. "Neye
sahip olduğunun farkında değilsin çocuk!" dedi gülümseyerek. Sonra
dönüp duvardaki saate baktı, "Bu bir rekor! 7 dakikada uçurdun beni!"
dedi. Üzerimden kalkıp yanıma attı kendini. Göğsü derinden
inip kalkıyordu. Elimi tuttu ve sıktı, "Harikasın! Boşalmadın
değil mi?" dedi. "Seni izlemekten boşalmak aklıma gelmemiş!
Sen beni izle demiştin ya!" dedim. Bacağını üzerime
atıp bana doğru döndü ve yüzüme baktı. Uzanıp
dudaklarıma öpücük kondurdu. Eli halen kazık gibi duran
yarağımdaydı. Sıvazlıyor, gövdesinden tutup sıkıyordu.
"Üzerime gel!" dedi. Açılmış bacaklarının arasına girdim. Yarağımı eliyle amının dudakları arasına yerleştirdi, "Yavaş sok!"
Gerçekten de çok kalın biliyor musun? Amımı yırtıyor
gibi girerken!" dedi. Yavaşça yüklendim. Yarağım kayarak
giriyordu dar amın içine. Boynumdan tutup kendine çekti beni.
Dudaklarıma yapıştı. Koparırcasına emiyordu
dudaklarımı. "Sok erkeğim... Yavaşça köküne kadar sok! Ohhh!
Amımı parçalıyor yarağın! Ufff! Harika
yarağın var çocuk!" diyordu. Köküne kadar sokuyor, kafasına
kadar çıkarıyordum. Sıcak ve sıkı amının
içinde girip çıktıkça içim kayıyordu. Yarağım
artık çatlayacak gibi sertleşmişti. Girişlerimi daha
hızlı yapmaya başladım. Birden durmamı söyledi Ebru.
Beni üzerinden itti ve yatakta aceleyle köpek pozisyonuna geçti, "Gel
erkeğim! Amıma arkadan gir! Kalçalarımı döverek akıt içime döllerini. Hadi!" dedi.
Arkasından amına yarağımı soktum ve belinden tutup
girip çıkmaya başladım. Kalçaları harikaydı Ebru'nun.
Amının içine daha hızlı girmek, köküne kadar sokmak istiyordum
artık. Belinden sıkıca kavradım ve sert girişlerle
sikmeye başladım karıyı. "Sok! Sik beni erkeğim! Çok
güzel! Yırt amımı! Evet böyle! Evet! Evet! Ohhh!" diyordu. Kasıklarımla
kalçalarını dövüyordum şimdi. Ebru derinden,
hırıltılarla inlemeye başlamıştı yeniden, "Vur
erkeğim! Ohhh! Döv kalçalarımı kasıklarınla! Ohhh!
Evet böyle çok güzel! Akıt döllerini içime erkeğim! Ohhh! Evet!"
diyordu. Ben yüklendikçe o da kendini geriye doğru veriyor ve
kasıklarıma vuruyordu. Son bir hamle ile kadını kendime
çektim ve köküne kadar sokup içine boşalmaya başladım.
Titremelerime o da katılmıştı. Hırıltılarla
titremeye başlamıştı yeniden. Son damlaları içine
boşalttığımda Ebru kendini yatağa
atmıştı. Ben de üzerine yığılıp kaldım.
Öylece durduk bir süre. Sonra kalktım üzerinden ve yatağa bıraktım kendimi.
Ebru derin soluk alıp verişlerini sürdürdü bir süre yine. Sonra dönüp
yüzüme baktı. Gülümseyerek yüzümü okşadı. Masum, sevecen ve
acıtan bakışları vardı kadının. "Biraz önce
bana parayı verirkenki masumiyetin benim için çok önemli biliyor musun?" dedi.
"Salim Abi olmasa gelmeyecektim. O borç verdi, öyle geldim. Doğruyu
söyledim sana!" dedim. "Biliyorum! Samimiyetin çok güzel!" dedi ve eğilip
dudaklarıma bir öpücük kondurdu, "Birdaha buraya gelmeni istemiyorum!"
dedi sonra. "Nasıl yani?" dedim. "Buraya birdaha gelme Mesut!" dedi elini
göğsümde dolaştırırken. O an aynı anda gördük, göğsümde
tırnaklarının izleri kalmıştı. "Özür dilerim. Bunu
nasıl yaptım bilmiyorum. Gerçekten özür dilerim!" dedi. "Önemli
değil. Dışarıya çıkınca iyi
sikiştiğimizi kanıtlamak için arkadaşlara gösteririm!"
dedim. Göğsüme bir yumruk vurarak güldü, "Hayvan!" dedi.
Sonra, "Burası temiz bir yer değil! Odalarıyla,
odalardaki eşyalarıyla pis bir yer. Kapıdan
içeriye girdiğinde gördüğün bütün insanlar, eşyalar, bahçedeki
ağaçlar bile pis Mesut. Gelme buraya!" dedi. Yine yüzüme baktı;
gözleri ışıldıyordu kadının. Eğilip yine
öptü dudaklarımdan, sonra, "Ben sana gelirim!" dedi. "Nasıl yani?"
dedim. "Çarşamba günleri izin günümüz bizim. Eğer istersen Perşembe
sabahına kadar seninle birlikte olurum. Bunu her Çarşamba
yapabiliriz. Gelme buraya. Buradaki ilişkilerin hiç biri samimi değil!"
dedi, birden yataktan kalktı ve biraz önce giydiği tül geceliği
üzerine geçirip dışarıya çıktı...
Kısa süre sonra elinde iki fincan çayla döndü. Fincanları sehpanın üzerine koydu. Çekmeceden
ıslak mendil çıkartıp yarağımı güzelce sildi.
Sonra fincanlarla gelip yatağa oturdu. "Sen çok iyi bir insansın. Eğer
teklifimi kabul edersen, ilerleyen günlerde sana anlatacak çok şeyim
olacak." dedi. "Ben köy çocuğuyum Ebru." dedim. "Mesut benim adım Ebru
değil, Ülker. Bana bundan sonra Ülker de." dedi. "Benim köyden gelip
gitmem kolay olmuyor. Tamam, Çarşamba günleri gelmeye
çalışırım, ama bu her hafta olmayabilir. İki gün
çalışıp Salim Abinin parasını ödeyeyim önce.
Sonra çarşambayı düşüneyim." dedim.
Fincanı özenle yatağa koydu ve gidip çantasını getirdi. İçinden
çıkardığı cüzdandan para çıkardı ve
bana uzattı, "Al bunu. Ama çıkışta Salim Abine
verme. Yalan söylediğini düşünür. İki gün sonra verirsin." dedi.
"Bu parayı kabul edemem Ülker!" dedim. "Siktir lan!" dedi tersçe yüzüme
bakarak, "Onurlu köy çocuğu ayaklarına yatma benim
karşımda. Ben biraz önce Anaya kaç para verdim biliyor musun sen?" dedi
ve uzanıp dudağıma öpücük kondurdu, "Bizim saatimiz .... Lira! Şu
cüzdandan çıktı biraz önce o para, anlıyor musun? Bu parayı
al ve cebine koy!" dedi. Çekmeceden kağıt kalem çıkardı ve
cep numarasını yazıp bana verdi, "Bunu da cebine koy. Gelebilecek durumda olursan Salı günü ararsın!" dedi.
Çayları içtikten sonra Ülker yine üzerime çullandı. Kısa bir süre sonra yarağım yine kazık gibi olmuştu. Çıktı üzerime ve yine önceki gibi yağlayarak yarağımı amına soktu. Önceki gibi tepinmeye başladı ardından. Kısa süre sonra yine boşalmıştı, ama ben de onunla birlikte bıraktım kendimi. Az sonra kalktık. Ben giyindim, kapıya kadar uğurladı beni. Bizimkiler kapıda beni bekliyordu. Ülker
kapıda dudağıma bir öpücük kondurdu ve "Bu çocuğa iyi bakın!" dedi bizimkilere.
Arabaya binip hareket ettiğimizde herkes aynı anda üzerime çullandı, "Ne yaptın lan bir saat içeride?" dediler. "Sohbet ettik!" dedim. "Hani para yoktu senin yanında?" dediler. "Yine yok!" dedim. Salim Abi, "Veresiye mi siktin lan karıyı?" diye bağırdı. Herkes kahkahayla gülmeye başladı, ama ben cevap vermedim. Aklım gelecek Çarşamba günündeydi...
[Mesut]
Benim İlk Genelev Maceram Hüsranla Bitmedi hikayesinin Tüm Bölümleri
|