|
Benim İlk Genelev Maceram Hüsranla Bitmedi! (2) (Mesut 26 Y., Aydın)
Salı günüden aramamı söylemişti. Numaranın gerçek
olup olmadığından şüphe ettiğim için Pazartesi geç
saatlerde aradım. Daha doğrusu çaldırıp kapattım.
Kısa bir süre sonra geri döndü telefon. Arayan Ülker'di. Bir anlık
tereddütten sonra açtım telefonu. Uzun uzadıya sohbet ettik. Çarşamba
günü gelemeyeceğimi, çünkü para durumumun iyi olmadığını söyledim.
"Sana para harcayacağını kim söyledi Çocuk?" diye
çıkıştı Ülker ve "Aydın'a kadar gelecek parayı
bul, sonrasını bana bırak. Tamam mı?" diye ekledi. "Tamam"
dedim. "Perşembe sabahına kadar benimlesin Çocuk!" dedi gülerek.
Çarşamba günü kararlaştırdığımız saatte buluştuk. Ülker
arabasıyla randevulaştığımız yerden beni
aldı. Aceleyle arabaya atladım ve yola koyulduk. "Muayene oluyoruz
bugün. Doktor biraz gecikti, ama sana zamanında yetiştim. Sen neler
yapıyorsun bakayım Çocuk?" dedi. Söylerken üzerine bastığı 'Çocuk' lafı hoşuma
gidiyordu. "Salim Abiden borç aldım." dedim. "Salim kredi
bankan senin, öyle mi?" dedi. "Zor zamanlarımda alırım, 'hayır' demez." dedim.
"İzmir'e gidiyoruz." dedi ve anlatmaya başladı.
Salim Abi, genelev kadınlarının anlattıklarının hiçbirinin
doğru olmadığını söyler dururdu. İlk başta
Ülker'in söylediklerinin baştan sona yalan olabileceğini düşündüm,
ama sonradan kendi kendime; 'Bana ne diye yalan söylesin ki?' dedim. Ona
kendisini anlatmasını söylememiştim; o kendiliğinden
başlamıştı anlatmaya. Anlattığına göre
yaklaşık 2 yıldır bu işin içindeydi. Ondan önce
başından 6 ay kadar süren bir evlilik geçmişti. Kocasıyla
cinsel sorunlar yüzünden ayrılmıştı. Sonrasını anlatmadı. Geneleve girmesinin nedeni ve şekli saklı kaldı. Ben de sormadım; bana ne ki?
"İzmir'deki evime gidiyoruz! Bütün kazancımı alıp götüren
evi beğenecek misin bakalım!" dedi. Pınarbaşı'nda,
kıyıda, bahçe içinde küçük bir ev yaptırtmıştı
Ülker kendine. Bütün şehirden ve gözlerden uzak görünüyordu. Ev her an
kullanılmaya hazır görünüyordu. Gerçekten de içeriye girer girmez,
ocağı yakıp, üzerine çay suyu koymuştu Ülker. Salonda
kendimize oturacak bir yer bulduğumuzda, "Benim dünyam burası! Annem,
babam, kardeşlerim; hepsi bu ev. Dünyada başka hiçbir şeyim yok,
biliyor musun?" dedi. "Gerçekten mi yok?" dedim. "Gerçekten yok! Belki de böylesi
daha iyi, bilmiyorum. Ailem olsaydı böyle bir yaşantıyı
yaşayamazdım herhalde. Özgür bir dünyanın içinde tek
başımayım ve huzurluyum." dedi, yüzüme baktı;
gülümseyerek elimi tuttu, "Sen kendini anlat bakalım Çocuk!" dedi.
"Telefonda konuşmuştuk. Benim yaşadıklarım ne ki?
Yaşım henüz 17." dedim. "Bir ay sonra okul bitiyor ve sen de özgür olacaksın, öyle
değil mi?" dedi. "Kazanırsak üniversite başlayacak işte." dedim.
Avucunun içindeki elimi tutup açtı; merak eder gibi baktı bir süre ve
yüzüme döndü, "Üniversiteyi kazanamayacaksın! Bu iyi olacak
aslında. Çok güzel bir yaşantın olacak ve mutlu olacaksın.
Bunu ben söylemiyorum; el falın söylüyor!" dedi. Ciddiye alıyordu
söylerken; sanırım kendisi de inanıyordu söylediklerine. Elimi
yine avucunun içine aldı ve okşadı, "Kadınları
tanımalısın Mesut! Bir erkeğin mutlu olması,
çevresindeki kadınları iyi idare etmesiyle
orantılıdır. Çevrendeki kadınlara karşı ne kadar
güçlü olursan, o kadar mutlu ve rahat bir yaşam sürersin!" dedi.
"Kadınları tanımıyorum ki." dedim sessizce. "Tanıyacaksın!
Neden bilmiyorum ama, sana kanım ısındı. Hem de benim odaya
geldiğinden 2 dakika sonra. Temiz, samimi ve içten bir insansın Sen.
Böyle zamanda senin gibisi hiç bulunmuyor, biliyor musun?" deyip, birden
yerinden kalktı ve üzerime çullandı. Beni koltuğa
yatırdı, üzerime çöktü. Gözlerini gözlerime dikti, "Senin çok büyük
bir artın var; yarağın!" dedi gülümseyerek, "Böyle bir
yarağa sahip olmak için fabrikalarını vermeye hazır adamlar
tanıdım ben!" diye ekledi ve eğilip dudaklarıma öpücük
kondurdu. Karşılık verdiğim anda da yapıştık
birbirimize. Dudaklarımız öpüşmüyor, adeta birbirimizi
kemiriyorduk. Vücudu üzerimde, dakikalarca öpüştük. Yarağım
uyanmıştı, pantolonumu zorlamaya başlamıştı.
Ülker üzerimden kalktı ve beni soymaya başladı. Acele etmeden
gömleğimi ve pantolonumu çıkarıp katlayarak bir köşeye
koydu. Yarağım donumun içine sığmıyordu artık.
Tutup donumu da çıkarttı. Yarağım dimdik
karşısında duruyordu şimdi. Gövdesinden tutup kavradı
ve sıktı. Yüzüme baktı sonra, "Bu çok güzel bir şey,
biliyor musun? Bunu kullanmasını bilir ve kadınları tanırsan,
yaşantını altın bir çağ olarak yaşarsın. Bu
müthiş bir potansiyel, bunu anlamalısın!" dedi, eğilip
kafasına öpücük kondurdu. Sonra yere diz çöktü ve dibinden tuttuğu
yarağımı yalamaya başladı. Taşaklarıma kadar
iniyor, yukarısına çıkıp kafasına dil darbeleri
atıyordu. Ara sıra kafasını ağzına almaya
çalışıyordu, ama bunu yaparken kendini zorlamıyordu. Ancak
kafası ağzına sığıyor gibiydi.
Yarağım artık taş gibi sertleşmişti.
Kalktı ve kolumdan tutup sürüklercesine yatak odasına götürdü. Beni
yatağa ittikten sonra üzerindekileri çıkarmaya başladı.
Kısa süre sonra çırılçıplak kalmıştı.
Çantasından çıkarttığı losyonu alıp amına
sürdü; sonra da yarağımın kafasından köküne kadar yağladı.
Acele etmeden yapıyordu bütün bunları. Bacaklarını
ayırarak üzerime çıktı ve yarağımı avucunun içine
aldı. Kafasını amının dudaklarına sürtmeye
başladı. Sonra kafasını am dudaklarının
arasına yerleştirdi ve kendini yavaşça bıraktı.
Yarağımın kafası alev gibi yanan amın içine doğru
kayarak girmişti. Ülker derin bir 'Ohhhhh!' çekti ve durdu, "Ufff! Çok
kalın! Amımın dudaklarını yırtıyor girerken!"
dedi, yavaşça çekti kendini ve yeniden oturdu. Yalnızca
yarağımın kafası amına girip çıkıyordu.
Ellerini göğsüme koyup aynı yavaşlıkla inip kalkmaya
başladı Ülker. Yarağımın kafasını amına
alıştırıyordu sanki. İnip kalkarak
yarağımı derinlerine doğru almaya başladı. "Acıyor
Çocuk! Çok kalın! Ufff! Amımın dudaklarını gerdi! Ufff!"
diyerek keyifli bir ritim tutturmuştu sanki. Yarağım
amından kafasına kadar çıkıyor, yeniden giriyordu.
Bir süre sonra kasıklarımız buluşmuştu. Öylece durdu ve yüzüme
baktı; dudaklarını ısırmıştı. "Kölesi
olurum bu yarağın! Amım için yaratılmış sanki.
Ufff! Acıtıyor Çocuk!" dedi. Gerçekten de Ülker'in am dudakları
yarağımı sıkıca sarmıştı. İçeriye
girip çıkarken am duvarlarına sürtünerek girip çıkıyordu
yarağım. Oturduğunda amının dış
dudakları kasıklarıma yayılıyordu. Eğilip
dudaklarıma uzandı. Birbirimizi yine kemirircesine öpmeye
başlamıştık. Ülker bir yandan dudaklarımı emerken
diğer yandan kasıklarını çekip bırakıyor,
dövüyordu kasıklarımı. Yarağım ıslak ve
sıcak amın içine saplanıyordu şimdi.
"Ahhh! Canım! Ufff! Acıtıyor! Çok güzel! Evet! Harika! Beynime
vuruyor acısı! Bu işte! Evet! Böyle işte! Ohhh!" diyerek, ellerini
omuzlarıma koyup, yarağımı köküne kadar içine aldı ve
kasıklarını kasıklarıma sürtmeye başladı.
Klitorisiyle baskı yapıyordu kasıklarıma.
Yarağımı santim bile çıkartmadan sürtünüyor, içinde dans
ettiriyordu şimdi. "Çok güzel! Canım! Bebeğim! Harika!
Yarağın harika! Ohhh! Ohhh! Ooohhh!" diyordu sürekli. Omuzlarımı
tırnaklarıyla kanatırcasına sıkarken,
kasıkları kasıklarımla çarpışıyordu
şimdi. Yarım saate yakındır üzerimde tepiniyor, oturup
kalkıyordu. Gözleri irileşmiş, yuvarlağından
çıkacakmış gibiydi artık. Çığlıkları
kesinlikle evin her yerinden duyuluyordu. Üzerimde bağırarak
tepiniyordu, "Geliyorum! Evet! Ahhh! Evet! Aaahhh! Ohhhhhhh!" diyerek.
Yavaşladı sonra. Kasıklarıyla kasıklarıma
sürtünerek aheste bir şekle soktu hareketlerini. Sürtünüyor,
yarağımı içinde bir yerlere dokundurmaya
çalışıyordu sanki. Sonra irileşin gözleriyle yüzüme
baktı ve eğilip dudaklarıma yapıştı. Kalbi deli
gibi çarpıyordu. Yarağımı içinden çıkartmadan
sürtünmeye devam ederek öpüyordu dudaklarımı. Sonra başı
omzuma düştü ve öylece kaldı. Kalp atışları
ritimsizdi; göğsümü dövüyordu sanki. Dakikalarca soluk alıp
verişlerini kontrol etmeye çalışırcasına kapandı
üzerime. Amı ile yarağımı sağıyordu bu ara. Am
dudakları açılıp kapanıyor, yarağımı sıkıp bırakıyordu.
Ben onu izlemekten boşalmayı unutmuştum yine. "Boşalmadın
değil mi?" diye sordu yüzüme bakarak. "Yine unuttum!" dedim. "Harikasın!"
dedi dudağıma öpücük kondurarak. "Amın o kadar sıkı
ki, girip çıkarken yarağımın derisini yüzecek neredeyse. O
giriş çıkışların keyfini yaşamaya
çalışırken sen boşalıverdin." dedim. Yarağım
içinde halen kazık gibiydi, ama Ülker yavaşça kalktı üzerimden.
Yarağım am dudaklarını gererek çıkıyordu içinden.
Kendini yana attı, "İzin ver kendime geleyim Çocuk!" dedi. Nefesi hala düzensizdi.
Sonra elini vücuduma attı. Okşayarak gezdiriyordu parmaklarını.
"Çok uzun zamandır bu şekilde boşalmamıştım. Ara
sıra boşalıyoruz, ama sanki rol yapar gibi. Bu hakiki
boşalma onların yanında. Kalp krizi geçiriyorum sandım bir
an!" dedi. Sonra yan dönüp başını kaldırdı ve yüzüme
baktı. Saçlarımı okşayarak eğildi ve dudağıma öpücük kondurdu...
"Bu yarak sende olduğu sürece yatakta başka hiçbir şey yapmana
gerek yok. Bir kadın zaten bu yarağı görür görmez sulanmaya
başlar ve hazır olur. Gir, sik ve boşalt. Ön sevişmeye
gerek bile yok, yemin ederim!" dedi. "Ülker, gerçekten de çok mu kalın
benimki?" diye sordum. Yüzüme bakıp gülümsedi, "Bir genelev
kadınıyla sikişiyorsun. Gün boyu bir sürü yarak giriyor bu
amın içine. Sence rol yapıyor olabilir miyim?" dedi. "Buna sevindim!"
dedim gülerek. "Binlerce erkek girdi bu bacakların arasına. Yemin
ediyorum, bu kadar kalınını ikinci kez görüyorum. İlki
benim aşık olup evlendiğim kişininkiydi. O da en az bu
kadar kalındı ve daha kısaydı. Seninki ondan biraz daha
uzun, emin ol. Yarağın Kralı lan bu!" deyip, yavaşça
yataktan indi ve ayakta zor durur şekliyle bana baktı, "Kusura bakma
Çocuk. Sen de boşalmak isteyeceksin, ama amım şu anda
yırtılmış gibi acıyor. Biraz bekleyelim, olmaz mı? Çay suyu kaynamaktan bitti!" dedi.
Yataktan kalkıp Ülker'in arkasından gittim. Benim geldiğimden haberi yoktu.
Çığlık atarak odadan çıktı gitti. Çevreye
bakındım. Oda gerçekten de özenilerek döşenmişti. Az ama
pahalı eşyalar vardı her yerde. Yarağım
sertliğini kaybetmek üzereydi; benim ufaklık alınmış
olmalıydı. "Hiç de bitmemiş bu su..." dedi bağırarak,
"Ben işi acele tutmuşum. Hah haaa..." diye ekledi. Arkasından
varıp sarıldım. Vücudunu vücuduma dayayıp
başını çevirdi. Dudaklarımız birleşti yeniden.
Tatlı bir öpüşme olmuştu bu. "Çay içiyoruz değil mi?" dedi.
"Evet. Dudaklarımı kuruttun üzerimde tepinirken!" dedim.
Biraz sonra salonda oturmuş çaylarımızı içiyorduk. "Salim
Abin sana, boşalmayıp, işi uzun tutmanı mı
tavsiye etti?" dedi. "Hayır, Salim Abi o akşam, 'İki
dakika sonra dışarıdasın. Ebru seni boşaltır,
gönderir!' demişti." dedim. Şuh bir kahkaha attı Ülker,
"İlk gördüğümde ona söyleyeceğim, sendeki yarağın tapılacak
bir yarak olduğunu!" dedi. "Bunu yapma!" dedim. Yine bir kahkaha attı
ve elimi okşadı, "Biliyorum; sen bu tür sohbetleri sevmezsin ve
utanırsın. Seni tanıyorum Çocuk!" dedi. Sonra gözlerini dikip
yüzüme bakmaya başladı. Soru soran gözlerle bakıyor, öylece duruyordu. Elimi
okşadı yeniden, "Hiç benzemiyorsun... Ona yarağı yüzünden
aşık olmuştum, ama kısa sürede bitti. Yarağı
hakkını veriyordu, ama kendisi bin fazlasını alıyordu
benden. Fazla dayanamadım, boşandık!" dedi.
"Anlatmak zorunda değilsin." dedim. "Woavvv! Harikasın Mesut ya. Bunu beklemiyordum,
yemin ederim. Çok güzel ya. Demek, 'Geçmişin seninle kalsın, beni
ilgilendirmez!' mi demek istiyorsun?" dedi. "Anlatarak huzursuz
olacağını düşündüm bir anda. Bunu yaşamanı
istemem." dedim. "Canımsın!" dedi dudağımdan öperek. "Sen
harika bir insansın, biliyor musun?" dedi, bir an durdu,
başını önüne eğdi ve aniden yüzüme baktı, "Gerçekler
hiç de öyle değil Çocuk! Gerçek hayatı oynayacağız seninle,
tamam mı? Kıvırmadan, yılışmadan ve iplerin ucunu
elden bırakmadan oynayacağız yaşam oyununu.
Aşkmış, sevgiymiş, geç bunları. Çocukça şeyler
bunlar. Gerçek yaşamın içinde aşk diye bir kavram yoktur. 'Var'
diyenler yaşamın ciddiyetini kavrayamayanlar!" dedi.
Bardakları yeniden doldurup yatak odasına gittik. Çay bardakları
elimizde yatakta çayımızı yudumlamaya başladık. "Bu
yatakta ilk çay içen erkeksin sen Mesut. Bunu sıkça yapalım; Sen bu
yatağa yakışıyorsun." dedi. Çaylarımızı
içtikten sonra Ülker yeniden girişti işe. Beni yine sırtüstü
yatırmış, yarağımı yalamaya
başlamıştı. Yarağım yine kısa sürede kazık
gibi olmuştu. Bu kez yatağa kendisi uzandı, "Hadi gel Çocuk! Gir
bacaklarımın arasına ve sik beni!" dedi. Bacaklarının
arasına girdiğimde yarağımı gövdesinden kavrayıp
am dudaklarının arasına sürtmeye başladı. Sıcak
am dudaklarının ıslaklığı yarağımı
daha da sertleştirmişti. Amının ağzında tuttu ve
kendini ileriye doğru vererek yarağımın kafasını
amının içine soktu, "Ufff. Acıyor Çocuk. Tahriş olmuş bu ya!" dedi.
Öylece durdum. Bacakları açık şekilde yüzüme baktı. Gerçekten
de acı yüzünden okunuyordu. "Acıyorsa çıkayım?" dedim. "Hayır!
Sok şu canavarı amıma, hadi!" dedi. Yavaşça yüklendim;
yarağım ıslak amın içine kayarak giriyordu. "Yavaş yap!
İleri geri girip çık!" dedi. O bir yandan konuşuyor, yapacaklarımı
söylüyor; ben ona uyarak girip çıkıyordum sıkı amın içine. "Ufff!
Acıyooorrr! Çok kalın! Yavaş Çocuk! Offf! Ufff!" diyerek derin
nefes alıp veriyordu Ülker. Ben tereddütle girip çıkmaya devam
ediyordum. Yavaş giriş çıkışlarla
yarağımı köküne kadar sokmuştum. Öylece durmamı söyledi. Bir süre sonra altımda
kalçalarını oynatarak yarağımı içinde sürttürmeye
başladı. "Hadi, sik beni Çocuk! Sok yarağını köküne
kadar içime! Ohhh! Evet böyle! Ohhh! Yırtıyor amımı
yarağın Çocuk! Sok, evet, böyle! Offf!" diyerek omuzlarımdan
tutup beni kendine çekti ve dudaklarıma yapıştı. Yeni
birbirimizi kemirircesine emmeye başlamıştık.
Alttan yukarıya doğru kendini
verdikçe yarağım kasıklarıma kadar amına giriyordu. "Ohhh
Mesut! Sik! Yarağa doyur beni! Hadi sok! Evet! Çok güzel sikiyorsun! Ahhh!
Kökle içime yarağını! Evet!" diyordu. Artık
yarağımı kafasına kadar çıkartıyor, köküne kadar
sokuyordum. Amı iyice sulanmıştı; daha rahat girip
çıkıyordum içine artık. Sırtımdan tutmuş kendine
çekiyordu vücudumu. Sonra tırnaklarını geçirmeye
başladı sırtıma. "Sik beni! Sik! Daha hızlı sik
erkeğim! Evet! Evet böyle! Sok odun yarağını amıma!
Doyur yarağa beni! Evet! Ahhh! Aaahhh!" dedi. Bu kez
çığlıkları daha da uzaklara gidiyordu. Bacaklarını
iyice açmış alttan yarağıma vuruyordu
kasıklarını. Ben de yükleniyordum. Kasık seslerimiz
çığlıklarına karışıyordu. Yine yarım
saate yakın zamandır sikişiyorduk.
Yeniden gözleri dönmeye başlamıştı. Delirmiş gibi
bakıyordu yüzüme. Bu beni deli etti bir anda. Yarağımı
köküne kadar soktum ve içine oluk gibi boşalmaya başladım. Ülker'in
çığlıkları titremelerine, kasılmalarına
karıştı. Bağırıyor, deli gibi altımda
çırpınıyordu. Son damlasına kadar içine boşalttım
döllerimi ve öylece attım kendimi üstüne. Ülker titriyor,
irkilircesine kasılıyordu halen altımda. Am kasları yarağımı
koparırcasına kasılmıştı artık. Kalbi yine
ritimsiz atmaya başlamıştı. Kollarını yana
doğru attı ve öylece kaldı sonra. Başımı
kaldırıp yüzüne baktığımda ölü gibiydi. Gözleri
kapanmış, derinden soluyor, gırtlağından
hırıltılı sesler çıkartıyordu.
Sonra yavaşça içinden çıkıp kendimi yatağa attım. Ülker
eliyle elimi tutmuş, sıkıyordu. Bir süre sonra derin soluk
alıp vermeleri düzene girdi. "Bacaklarımı kapatamıyorum,
iyi mi!" dedi acıyla gülerek. Yerimden doğrulup yüzüne baktım.
"Yüzüme ne bakıyorsun Çocuk? Amımın
ağzı açık kaldı; oraya bak!" dedi. Gerçekten de amının
dudakları açılmıştı. İçindeki
kızılımsı etleri görünüyordu. Eğilip amının
dudaklarına öpücük kondurdum, "Harika amın var Bebeğim!" dedim.
"Harika olan senin yarağın! Yolcu hanı gibi bu am, sen
farkında değilsin!" dedi. Yanına uzandım. Bana doğru
dönerken yüzünde acı görünüyordu. Eğilip dudaklarıma öpücük
kondurdu ve dizini dikip başını eli içine aldı, "Salim
Abine bir teşekkür borcum var. Seninle tanışmamı o sağladı!" dedi.
"Sen olmasan bir başkası olacaktı o gece." dedim. "Yarağın keyfini bilen her kadın benim yaptığımı yapardı, biliyor musun Mesut?" dedi. "Nerden bileyim yav! Benim ilk
tanıdığım kadın sensin. İlk siktiğim am da seninki!" dedim. "O kadar çok kadın sikeceksin ki, tahmin edemezsin. Yıllar sonra arkana dönüp baktığında böyle bir
yarağın olduğu için Tanrıya şükredeceksin!" dedi. "Yarağım olduğu için mutluyum zaten!" dedim. "Ben onu demiyorum lan Hıyar! Böyle yarak kimde var ki? Onu diyorum!" dedi gülerek.
Yataktan kalktığımızda Ülker özenerek am dudakları arasına peçete yerleştirdi. Sonra ayağa kalktı ve yavaş yürüyüşlerle banyoya girdi. Arkasından baktığımda, yürürken kadının gerçekten de acı çektiğini görüyordum...
Bu yarakla işim zordu benim!
[Mesut]
Benim İlk Genelev Maceram Hüsranla Bitmedi hikayesinin Tüm Bölümleri
|