|
Benim İlk Genelev Maceram Hüsranla Bitmedi! (3) (Mesut 26 Y., Aydın)
Ülker ile banyomuzu yapıp çıktıktan sonra ocağa kahve suyu koyduk. Kahvelerimizi içerken
biraz daha rahat görünüyordu. Ona, "İyi misin?" diye sorduğumda
gülümsedi. "Banyo iyi geldi, fakat am dudaklarım halen yanıyor." dedi.
"Hep böyle mi olacak Ülker?" diye sordum. "Sende bu yarak olduğu sürece
böyle olacak. Hangi karıyı sikersen sik, aynı sorunu
yaşayacaksın. Bazılarının amı normalden
geniş oluyor, onlar fazla acı çekmez, ama büyük çoğunluğu
bu acıyı çeker. Ama şunu bilmeni isterim, dünyada hiçbir
kadın bu yarağın verdiği zevki yaşarken o acıyı düşünmez canım!" dedi.
Bu sözlerdi belki de duymak istediğim. Ülker'in acı çekmesi bana
anormal geliyordu. Her gün onlarca erkeğin altına yatan
kadının amı bu kadar dar olamazdı. Ülker ile böyleyse,
diğer normal kadınlar için ben başlı başına sorun
olacaktım. Birden huzursuzlaştım, "Acı ile zevki
karıştıran kadınlarla karşılaştığımda
olumsuz tepki de alacağım ama değil mi?" dedim.
"Kadınların içinde o rakam bir avucu geçmez." dedi. "Gerçekten çok mu
kalın?" dedim. "Beni iyi dinle Çocuk!" dedi, yanıma gelip oturarak,
"Normal değil senin yarak. Gerçekten de binde bir rastlanan türden bir
yarak, ama her kadın bunu rahatlıkla alabilir ve fazlasıyla zevk
alır. Uzun olanı çok zevk verir zannederler, ama kesinlikle
yanlıştır. Uzunu nereye kadar girecek ki? Kalın olanı
amın her santimine sürtünerek girip çıkıyor. O nedenle
kalın olanı uzundan çok daha fazla zevk verir. 20 cm ama incecik
olursa; girip çıktığı belli olmaz. İçeride bir yerlere
dokunarak zevk vermiyor kadına yarak; amın zevk alan yanı
klitorisi ve iç dudaklarıdır. Derinde bir yerleri yoktur zevki
artıran. Haa, bazı kadınlar uzun olsun ister, ama bunu isteyen kadın çok azdır." dedi.
"Kadınlar uzun yarak sever deniliyor ama?" dedim. Ülker kahkaha atarak, "Reklamlarrrr...
Yatak odamıza kadar girdiler ve bizi yönlendiriyorlar. Yalan hepsi.
Kadınların uzun bir yarak tarafından sikilmek ister, ama bunu
yaşayanlardan çeyreği bile yeniden aynı yarakla sikilmeyi hayal
etmez. Uzun olmasının çok da önemli olmadığını
anlarlar çünkü. Bir de şu var; uzun yarak çok kan ve güç ister. Belli bir
yaştan sonra sertleşmesi için çok emek harcaman gerekir. Seninki tam
ideal ölçüde; bunu kafana yerleştir." dedi.
Saçlarından tutup başını çevirdim ve dudaklarına öpücük kondurdum; bir süre
öpüştük. Bana, "Sen acıkmadın mı yav?" dedi. "Yemeği sorun etmem." dedim. "Dur..."
dedi ve yerinden kalkıp çantasından telefonunu çıkarttı,
bir numarayı çevirdi. Açılmasını beklerken gülümseyerek
yüzüme baktı, "Seni biriyle tanıştıracağım! Yakın bir
arkadaşım ve sen de seveceksin!" dedi. Karşı taraf telefonu
açınca, "Jale, n'aber? Evet, İzmir'deyim... Bir saat sonra
sendeyiz... Bir sorun yok değil mi? Tamam bebeğim, görüşürüz...
Tamam, biliyorum!" deyip, telefonu kapatıp çantaya koydu. Sonra da,
"Kusura bakma, sana sormadan bir program yaptım. Sakıncası yok
değil mi?" dedi. "Yarın sabaha kadar seninleyim!" dedim.
Dudağıma öpücük kondurdu ve hızla kalktı. Biraz sonra arabasındaydık.
"Jale 39 yaşında. Çok güzel bir kadındır; görünce sen de
beğeneceksin. Kocasından ve ailesinden kalan işyeri
kiralarıyla geçiniyor; Senin anlayacağın varlıklı
biri. Amına düşkündür; o sayede tanıştık zaten.
Birbirinize itici gelmezseniz bu akşam ondayız!" dedi ve bir sigara
yakmak için sustu. Bir tane de bana yakıp uzattı. Yol boyunca
kadınlardan ve onlara yaklaşım şeklimden söz etti durdu. Onları
tanımam için o kadar çok şey söyledi ki, çoğunu sonra
hatırlatmak zorunda kalacaktı. Ülker yaşantıma yeni bir
çizgi çekiyordu ve bunun çok iyi farkındaydı. Ben de kendimi salıvermiştim.
"Yaşadığın kasabadan çok ayrı bir dünyaya gidiyoruz
Mesut! Bu dünya senin yeni yelken açacağın dünya olabilir. Bu gece
bunun provasını yapacaksın... Unutma; kadınlar iltifattan
ve okşanmaktan bıkmazlar. Onları sürekli olarak
pohpohlayacaksın ve el üstünde tutacaksın. Sonrasını
bırak, onlar yapsınlar. Krallığın yolu buradan
geçiyor; bunu asla unutma." dedi. "Sen neresindesin bu yolun?" dediğimde,
o an bir kapının önünde durdu. Kapı yarım dakika kadar sonra
otomatik olarak açıldı. Ülker, elini bacağıma koyup
okşadı ve yüzüme baktı, "Bu yolda birlikte yürüyoruz Çocuk!" dedi.
Bir meyve bahçesine girmiştik. İlerideki villa tipi evin önünde tay
gibi bir kadın duruyordu. Boyu benden uzun gibiydi. 70 kilo kadar
olmalıydı. Yanına vardığımızda, iri
göğüsleri, ince beli ve dolgun kalçaları ile karşıladı
bizi. Ülker ile sarmaş dolaş oldular, sonra beni fark etmiş gibi
yaptı, "Hoş geldiniz!" dedi. "Hoş bulduk." dedim kayıtsızca.
Fazla havalı, karşısındakini küçümseyen, benim kesinlikle
sevmediğim tiplerden biri gibi algılamıştım ilk anda.
Biraz sonra terasta mangalın başındaydık. Jale sürekli olarak masayı donatıyordu.
Lüks, pahalı bir içki masasındaydık. Jale ile aramızda
mesafe vardı; bu uzaktan bile fark edilirdi. Bir süre sonra Ülker müdahale
etti, "Şu Siz'li Biz'li sohbeti bırakır mısınız
Tanrı aşkına?" dedi. "Benlik bir şey değil
Ülkerciğim. Mesut ilk elini uzatırken öyle davrandı!" dedi Jale.
Ülker bana, "Öyle mi yaptın Mesut?" dedi. Gülümsedim, rakımdan bir
yudum içtim, bir sigara yaktım, ama iki kadın da bana bakıyordu.
Kaçmam mümkün değildi; cevap vermek zorundaydım. Ayağa
kalktım, tuvalete doğru yürürken; "Çok zenginsin; güzelsin ve bana
birkaç numara büyüksün. Mesafeli davranmam gerektiğini algılamışım, özür dilerim!" dedim. "Bu işte yavv!" dedi Ülker, "Bu Çocuğu bundan seviyorum, içinde neyse, dışında da o! Bak Jaleciğim..." dedi, ben giderken konuşmaya devam ediyorlardı.
Tuvaletten çıktıktan sonra olacaklara bağlı olarak davranışlarımı belirleyecektim. Çıktığımda iki kadın da içki bardaklarını
salona taşımışlardı; benimkileri de. Durup bir an
onlara baktım. İkinci bardaklarını içiyorlardı. Ben
ilk bardağı yarılamamıştım bile. Rakıyı
fazla içemiyordum; daha doğrusu alışık değildim.
Tuvaletteyken Ülker'in yolda anlattıklarını düşündüm bir
an. Ben kendimi kassam da Jale sonuçta her şeye hazır gibi davranıyordu. Krallığın kapıları oradaydı; açılmayı bekliyordu. Ne kaybedecektim ki?
Onlara doğru yürürken, Jale gülümseyerek kadehi kaldırıp bana
doğru uzattı. Masadan bardağımı alıp ikisiyle de
çınlayıp bir yudum içtim. Sonra Jale'nin arkasına geçtim.
İki elimi omuzlarına koydum ve Ülker'e baktım. Ülker, 'Ne
duruyorsun?' gibilerden bakıyordu. Omuzlarını ovalamaya
başladım. Jale elindeki çatalı masaya bırakıp kendini
bana doğru yasladı. Omuzlarından kollarına kaydım.
Sonra geri dönüp boynunu okşayarak göğüslerine indim. Sutyensiz,
hafif sarkık oldukları belli olan göğüslerinin üzerinde
gezdirdim ellerimi. "Hayal bile edemeyeceğim bir villa!" dedim rüyada gibi
konuşarak, "Dalyan gibi bir vücut... İç gıcıklayan bir saç
modeli... Harika memelerini ortaya çıkaran pahalı bir bluz..." dedim.
Ellerimi aşağıya doğru kaydırırken,
omuzlarını öpmeye, yalamaya başladım. İnce belinden
aşağıya doğru kaydırdım ellerimi.
Bacaklarını okşadım belli belirsiz...
Kulak memelerini yalıyor, fısıldıyordum, "İncecik bir bel ve altında 'biz
buradayız' diye bağıran harika bacaklar... En önemlisi;
yaşamdan her türlü tecrübeyi almış görüntüsüyle sexy bir
kadın..." dedim. Elim bacak arasına girdiğinde Jale çoktan
bacaklarını ayırmış, ellerime yol
açmıştı. Amını avuçladım ve sıktım;
donu ıslanmıştı kadının. Yavaşça
yukarıya çıktım ve alttan memelerini avuçlayıp çektim ve
sıktım. Jale kendini iyice bana doğru yaslamıştı.
Geriye doğru çıkık kalçaları yarağıma baskı
yapıyordu, ama ben bunu umursamıyordum. Kulağına yine
fısıldayarak konuşuyordum, "İlk anda bana birkaç numara
büyük gibi geldin Bebek..." deyip, eğilip yüzüne baktım; gözlerini
kapatmış, yoğurduğum memelerinden aldığı
keyfi çıkarıyordu. Başını tutup kendime çevirdim ve
dudaklarına belli belirsiz bir öpücük kondurdum ve çekildim. Jale
dudağımın arkasından gelir gibi yaptı ama uzaklaşmıştım.
Göğüslerinden sıkıca tutup, ayağa kalkmasını sağladım. Gerçekten de boyu
benimle birlikteydi kadının. Kalçalarını kasıklarıma dayadı ve durdu. Ellerimi memelerine atıp avuçladım ve vücudunu iyice kendime yapıştırdım. Yaklaşıp
dilimi kulak memesinde gezdirdim, "Kaç numara büyüksün Bebek?" dedim. Hızla dönüp dudaklarıma yapıştı. Deli gibi öpüşmeye başlamıştık bir anda. Elleri vücudumda dolanıyordu. Kalçalarından tutup kendime çektim ve kasıklarımızı
birleştirdim. Ülker gülümseyerek bana bakıyordu. Ona göz kırptım. O ise, yumruğunu sıkarak 'Devam et!' der gibi yüzünü yaydı.
Dudaklarımı Jale'den zor da olsa ayırdım ve gözlerine
baktım. Saçlarını okşayıp yüzünü ellerimin
arasına aldım, "Hadi, beni yatak odana götür!" dedim. Yatağa
kendimi boylu boyunca attım ve ayakta dikilen Jale'yi seyretmeye
başladım. Ülker kapıya kadar gelmiş bizi izliyordu. Jale
ağzını açıp tek kelime etmeden üzerimdekileri bir
çırpıda çıkarıp attı. Bir anda yatakta
çırılçıplak kalmıştım. Yarağımda
iğne ucu kadar kıpırdanma yoktu. Çünkü o ana kadar
yaptıklarımın hiç birini, beni heyecanlandırsın diye
yapmamıştım. Tek amacım, Jale'yi yatağa
hazırlamaktı; bunu da başarmıştım. Aynı
hızla Jale de soyundu ve yanıma uzandı. Yine öpüşmeye
başlamıştık. Eli vücudumda dolaşıyor, her yerimi
okşayıp sıkıyordu. Benim elim de boş durmuyordu;
göğüslerini, kalçalarını yoğururcasına
sıkıyor, amını avuçluyor, okşuyordum. Dudaklarını kurtarıp boynuma doğru indi ve kısa süre sonra yarağıma ulaştı. Avucuna alıp okşadı.
Yarağım yavaştan kendine geliyordu. Taşaklarımı
okşarken yarağımın hepsini ağzına alıp emerek
somurdu. Bunu 2-3 kez yaptıktan sonra yarağım sertleşmeye
başladı. Kısa süre sonra da kazık gibi oldu.
Jale bu zaman diliminde yarağımı gövdesinden tutmuş sıvazlıyor ve
dikkatle bakıyordu. Yarağımı kavrayıp, kapıda
bizi izleyen Ülker'e baktı, "Müthiş!" dedi. Ülker gelip
yatağın kenarına oturdu. Jale eğilip yarağımın kafasını yalamaya başladığında, Ülker üzerindekileri çıkarıyordu. Biraz sonra o da bize katılmıştı. Jale yarağımın kökünden kafasına kadar yalarken, Ülker Jale'nin
arkasına geçmiş amını, götünü yalıyordu. Jale
alabildiği kadar yarağımın kafasını
ağzına alıyor, emiyor, diliyle içeride kafasına masaj
yapıyordu. Ülker daha önceden girip çıktığı evi tanıyordu; çekmeceden losyon çıkardı ve parmaklarını yağlamaya başladı. Yüzüme bakıyor, gülümsüyordu.
Kısa süre sonra Jale yarağımı elinden bırakmadan bacaklarını açarak
üzerime çıktı. Yarağımın kafasını,
yağlanmış am dudaklarının arasına yerleştirdi ve
sürtmeye başladı. Sonra yavaşça kafasını soktu;
amın ıslaklığı ve yağlanmış olması nedeniyle
yarağımın kafası kayarak içeriye doğru süzüldü, ama
öylece durdu. Yanıyordu karının amı. Yüzüme soru sorar gibi
baktı bir süre ve kendini yavaşça bıraktı. Yarağım
amın dudaklarını yararcasına kayarak girmeye
başlamıştı. Durdu yeniden, "Yırtılıyor amım sanki!" dedi. "Alırsın! Hadi, bırak kendini!" dedi Ülker. Jale yavaştan kendini
bırakırken, Ülker onun iri kalçalarından tutmuş
aşağıya çekiyor, bir an önce oturmasını sağlamaya
çalışıyordu. Biraz sonra yarağım kasıklarıma kadar içindeydi Jale'nin...
"Ufff!" diyerek derin bir nefes aldı Jale, "Parçaladı amımı
lan bu yarak!" dedi. Ülker de, "Hoşuna gitti değil mi orospu!" dedi
gülerek. "Her yerime sürtünüyor! Ufff! Gerdi amımın
dudaklarını! Offf!" diyordu Jale. Ellerini göğsüme koyup yüzüme
baktı. Gülümseyerek kalçalarını aşağı yukarı
indirip kaldırmaya başladı. Tüm vücudu öylece duruyor,
yalnızca iri kalçaları belden inip kalkarak yarağımın
üzerine oturup kalkıyordu. Bunu beceriyor olmak onun için bir artı
olmalıydı ki, yaparken yüzüme gülümsüyordu. Gülümserken de
çektiği acıyı görebiliyordum yüzünden. Ülker ise Jale'nin inip
kalkan kalçalarını okşuyor, taşaklarımı
avuçlayarak çekiştiriyordu. "Aradığın yarak bu mu orospu?"
diyordu Jale'ye, "İlk kez böyle bir yarak o koca amını
dolduruyor değil mi?" diyordu. "Patlatacak amımı neredeyse bu
yarak!" dedi Jale, "Bu kadar dolacağı aklımın ucundan
geçmezdi. Offf! Harika bir duygu bu Ülker! Kafasından köküne kadar her
santimini hissediyorum bu yarağın. Ohhh!" dedi Jale.
Kalçaları daireler çizerek üstümde dans ediyordu. Yarağım her
saniye girip çıkıyordu kaygan amın içine. Karının
suları taşaklarımdan aşağıya akıyordu
artık. İki elimle memelerini tutup kendime çektim ve yoğururken
birinin ucunu ağzıma alıp ısırarak
emmeye başladım. Jale bir yandan memelerini ağzıma sokmaya
çalışırcasına kafamı çekiştirirken, diğer
yandan kalçalarıyla kasıklarımı dövüyordu. "Ahhh! Ahhh!
Harika yarağın var erkeğim! Offf! Em memelerimi! Isır,
kopar uçlarını! Ahhh! Ahhh!" diye inlerken, kalçaları artık
deli gibi kasıklarımı dövmeye başlamıştı. Yarağımı
kafasına kadar çıkartıyor, köküne kadar alıyordu içine; resmen dövüyordu kasıklarımı.
İki elimle kalçalarından tutup onun ritmine ayak uydurarak
yarağımın üzerine bastırmaya, memelerini
ısırıp emmeye devam ediyordum. Jale birden saçlarımdan tutup
kafamı göğüslerine bastırmaya başladı. Kontrolsüzce
kasıklarını kasıklarıma vuruyordu şimdi. "Aaahhh!
Aaahhh! Hayvaaannn! Parçala amımı! Parçala! Aaahhh!" diye
bağırıp, sonra bıraktı kendini
yarağımın üzerine ve göğsüme attı kendini. Derin soluk
alışlarına hırıltıları
karışıyordu. Am kasları, yarağımı
sağarcasına kasılıyordu. "Bittim! Öldüm Tanrım! Ufff!
Bitirdin aşkım beni! Harikasın erkeğim! Ufff!" derken halen
geliyordu kadın. Kasılmaları sanki dakikalarca sürdü üstümde.
Sonra başını kaldırdı, yüzüme baktı. Kadının
en güzel bakışının orgazm sonrası
bakışı olduğunu o zaman öğrenmiştim. Masum,
sevecen, teslimiyetin uç noktasındaydı bakışları.
Taparcasına, 'Öl!' desem ölecek gibi bakıyordu sanki. Başımı
ellerinin arasına aldı ve okşadı. Eğilip dudaklarıma öpücük kondurdu. Durulmuştu.
Ülker Jale'nin iri kalçalarına hızlı bir şaplak vurdu, "Kalk artık
orospu! Çocuğun canını çıkardın!" dedi gülerek. Jale
yavaşça kendini yatağa atarken, yarağım kazık gibi
içinden çıkmıştı. Yine boşalmamıştım.
Sikmek, o sıkı ve ıslak amın içinde dans etmek
boşalmaktan daha keyifliydi benim için. Kadının üzerimde
delirmiş gibi bağırarak tepinmesini izlemek kadar güzel bir
şey yoktu; boşalmak aklıma bile gelmiyordu sikişirken.
Ülker gelip ikimizin arasına attı kendini. Dudaklarıma öpücük
kondurdu ve gülümseyerek yüzüme baktı, "Nasılsın Çocuk?" dedi.
"Yorgun!" dedim; neden söylediğimi bilmeden. "Biliyorum, kart orospu
canını çıkardı senin!" dedi. Jale'den yana döndü ve yüzüne
bir tokat vurdu, "Sikilmek böyle bir şey işte; anladın mı?"
dedi. Jale de, "Böylesi bir keyfi yaşamamı sağladığın için sana teşekkür ederim canım!" dedi, derin soluklarına engel olamayarak. Sonra doğrulup yüzüme
baktı. Uzanıp yarağımı gövdesinden kavradı ve
sıktı, "Bakar mısın Ülker; boşalmayı da erteleyebiliyor!" dedi.
Ülker cevap vermeden yataktan kalktı ve giyinmeye başladı, "Hadi
bakalım kızlar. Siz sikişirken benim damaklarım kurudu.
Birkaç yudum içelim!" dedi. Düşünmeden yataktan kalktım. Yatakta
boylu boyunca uzanmış bizi izleyen Jale'nin kolundan tutup çektim ve
kaldırdım; sürüklercesine kaldırdım, "Bana rahat bir
şeyler verir misin Bebek? Mutlaka vardır!" dedim. Jale elbise
dolabını açıp bana bir şort verdi ve giyinmeye
başladı. Şortu giyip Ülker'in arkasından salona geçtim.
Ülker beni öyle görünce dudağıma bir öpücük kondurdu ve Jale'ye
seslendi, "Mesut'un üstüne giyecek birşey de ver; terasa çıkalım!" dedi.
Biraz sonra terasta yine masadaydık. Jale yatak odasına gittiğimiz anlardaki davranışlarından çok farklı davranıyordu bana. Samimi, içten, sıcaktı. Benim
gibi Ülker de bunu görüyordu, "Sarkma Çocuğa! Aşk mı bekliyorsun?" dedi. Jale, "Bu herife aşık olabilirim!" dedi. Ülker, "Ben de!" diyerek eğildi ve dudaklarıma yapıştı. Deli gibi öpüşmeye başladık.
Jale yeniden ev sahipliğine soyundu ve mangalın başına
geçti. Ben yarım kalan rakımı içmeye başlamıştım. Kadınlar ikinci dublelerini
bitirmişlerdi. Sanki yatak odasına gitmeden önce yediklerimi midem
unutmuştu; gerçekten de acıkmıştım. Ülker Jale'ye,
"İçiyoruz ama, Alsancak'a inmemiz lazım Jale! Mesut kendisine birkaç
parça giysi alacak!" dedi. Jale de, "Ne içtik ki hayatım? Arabayı ben
kullanırım!" dedi. Ben giysi falan almayı düşünmüyordum.
Kaldı ki, cebimde Salim Abiden aldığım yol parasından artan para
vardı. Onunla da çoraptan başka bir şey alamayacağımı biliyordum. Ülker'le göz göze geldiğimizde, gülümseyerek bana nanik yapması, bir şeyler düşündüğünün
kanıtıydı, ama ne düşündüğünü bilemiyordum. Bunu çok
da umursamıyordum. Nedense içimde Ülker'e karşı bir güven ve bağlılık vardı.
Biraz sonra kalktık ve çıkmak için hazırlanmaya
başladık. Kısa süre sonra herkes hazırdı. Jale
göğüs dekolteli bir bluz ile kısa bir etek giymişti. Bacaklarını
ilk kez o zaman fark ettim; sütun gibiydiler. Mini eteğin altından
kalçaları daha belirgindi. Geriye doğru çıkık, adeta
belinden ayrı duruyorlardı. Kapıya doğru
yöneldiğimizde arkasından yakaladım ve sarıldım. Memelerini
avuçlayıp kendime çektim. Kalçaları yine kasıklarıma
yayılmıştı. Boynunu ve kulak memelerini öperken
yarağımı pantolonumdan çıkarmıştım bile. Eteğini
yukarıya sıyırmam zor olmadı; külotunu yana doğru
çektim ve yarağımı arkadan amına soktum. Jale koca bir
çığlık atmıştı, "Ahhh! Yavaş hayvan,
amımı yırttın! Ahhh!" diye bağırıyordu.
Ülker duvara yaslanmış bizi izliyordu, ellerini duvara koyup kalçalarını geriye doğru vermişti. Jale'nin ince belinden tuttum ve iri kalçalarına vurarak girip çıkmaya başladım. Amı yine yataktaki ıslaklıktaydı. Ben yüklendikçe kendini geriye veriyor, yarağıma dayıyordu iri kalçalarını, "Çok acımasızsın aşkım! Ahhh! Yavaş! Ohhh!"
diyordu. Onu duymuyordum bile. Harika kalçalarını döverek girip çıkıyordum içinde. Kısa süre sonra o da zevke gelmiş ve inlemeye başlamıştı. Ülker yanımıza
yaklaşıp elini Jale'nin amına attı ve okşamaya başladı. Eli yarağıma sürtünüyordu. Artık Jale inliyor, çığlıklar atıyordu. Sert girişlerimi
hızlandırdığımda Jale titremelerle boşalmaya başlamıştı. Onunla birlikte döllerimi amının içine akıtmaya başladım. İri kalçalarını kendime
çekmiş, yarağımı köküne kadar sokmuştum. Yarağımı çıkardığımda öylece kalmıştı Jale. Döllerim bacaklarından aşağıya akıyordu.
Jale'nin toparlanıp, üzerini değiştirerek bize katılması iki dakika almıştı...
[Mesut]
Benim İlk Genelev Maceram Hüsranla Bitmedi hikayesinin Tüm Bölümleri
|