|
Benim İlk Genelev Maceram Hüsranla Bitmedi! (4) (Mesut 26 Y., Aydın)
Jale, Ülker ve ben Alsancak'ta bir süre dolaştık. Bana birkaç giysi
aldık. Ne aldıysak parasını Jale ödedi. Başlangıçta bu beni huzursuz etmişti, ama Ülker'in dürtüklemesiyle sesimi çıkarmadım. Eve döndüğümüzde hava henüz
karamamıştı. Jale akşam yemeği için bir yerlere
gitmeyi teklif etti, ama Ülker kabul etmedi, "Mesut'un gitmesi gerekiyor
Hayatım. Başka zaman bir gece sende kalacağız, söz
veriyorum!" dedi. Ülker benim adıma da konuşuyordu ama bu beni nedense huzursuz etmiyordu.
Jale'nin evinden kısa süre sonra ayrıldık. Yol boyunca
konuşmadık sayılır. Ülker'in evine
vardığımızda, aldığımız
eşyaları alıp eve girdik. Mont, pantolon, gömlek, iç
çamaşırı, çorap ve ayakkabı almıştık. Kemeri
de ihmal etmemişti Ülker. Zaten alınan ne varsa o seçmişti.
Yorgunlukla kendimizi koltuğa attık ve bir süre sustuk. Sanki sözün
bittiği yerdeydik. Bir şeyler konuşulacaktı ve onun
zamanının gelmesi bekleniyordu. Sessizliği Ülker bozdu sonunda.
Çantasından çıkardığı bir demet parayı bana
uzattı. "Jale verdi, emeğinin karşılığı olarak!" dedi. Para elimde bir süre baktım. Ne söyleyeceğimi bilemiyordum. Ülker yerinden kalkıp
yanıma geldi ve bana sarıldı; dudaklarıma bir öpücük
kondurdu. Sonra ayağa kalktı, kolumdan tutup beni de sürükleyerek
mutfağa götürdü. Ocaktaki suyun altını yaktıktan sonra
yanıma gelip oturdu ve "Bu, benim dünyanın başka bir şekli Mesut!" dedi.
Para halen elimdeydi, ne söyleyeceğimi, ne yapacağımı
şaşırmış durumdaydım. "Şimdi o parayı
cebine koy ve beni iyi dinle... Önünde bir aylık zaman var. Okul bittikten sonra istersen seni bu yaşamın içine sokabilirim... Yemin ediyorum, çok kısa zamanda bu alemin 1 numarası olacaksın! Eminim, bu dünyanın içinde çok güzel dolaşacak ve yaşayacaksın!" dedi.
Bu Jigololuk, yani fahişelikti.
Ona, "İçinde yaşadığın dünyada mutlu musun Ülker?" diye
sordum. "Elbette mutluyum! Herkes gibi bir mesleğim var;
çalışıyorum ve para kazanıyorum. İşimi severek
yapıyorum, o nedenle mutluyum!" dedi, çenemden tutup yüzümü kendine
çevirdi; gözlerini gözlerime dikti ve soru sorar gibi baktı, "Biliyor
musun, ben kendimi oldukça ahlaklı görüyorum! Çünkü vücudumu satmayı
meslek edinmişim ve devletin bana verdiği izinle bunu yapıyorum.
Biraz önce birlikte olduğun Jale'nin evli ve iki tane çocuk sahibi
olduğunu biliyor musun? Daha da ötesinde şunu bilmeni isterim; Jale
fabrika sahibi birinin karısı. O bu işi zevk için yapıyor.
Yani o sürekli olarak birileriyle kocasını aldatıyor. Orospuluk
yapıyor senin anlayacağın. Jale gibi, bu piyasada binlerce
kadın var aynı şekilde yaşayan. Her birinin bin bir tane mazereti var;
mazeretteki amaç, yediği halta bir kılıf bulmak. Tek
düşünceleri değişik bir yarak ve farklı kişilerle
birlikte olmak; bunu biliyorum. Benimse üç aydır birlikte olduğum
kimse yok. İşyerinde odama aldığım erkeği
boşaltıyorum ve gönderiyorum. Bunu yaparken de kimseyi aldatmıyorum. İstatistikler, dünya kadınlarının %27'si eşlerini ya da sevgililerini sürekli olarak aldattığını
gösteriyor. Ara sıra aldatan kadın sayısı %58.
Kadınların %84'ü eşlerini ya da sevgililerini en az bir kez
aldatmışlar. Bunları ben söylemiyorum, istatistikler söylüyor. Ben mesleğimi yapıyorum ve kimseyi aldatmıyorum. Buna bağlı olarak da kendimi gerçekten de temiz ve ahlaklı görüyorum." dedi.
Bir genelev kadını iki dakikada kendini rahibeye çevirmişti; söyledikleri de tamamen doğruydu.
"Dinle Çocuk; üç ay sonra ilk kez seninle birlikte geldim bu eve.
Geldiğim için de mutluyum. Beni hayal kırıklığına
uğratmadın, sana teşekkür ediyorum!" dedi, uzanıp
dudağıma bir öpücük kondurdu ve "10 yıl ver bana! Arkana dönüp baktığında geldiğin
yola ve yaptığın servete inanamayacaksın. Müthiş bir
yarağın var ve kendini istediğin kadar tutabiliyorsun. Yemin
ediyorum bu iki özelliğinle alemin kralı olacaksın!" dedi. Biraz
sonra kahvelerimiz elimizde salona geçtik. Ülker uzun uzadıya kadınlardan ve seksten söz etti. Söylediklerini beynimin bir köşesine kaydediyordum; ilerleyen zamanda kesinlikle bana lazım olacaktı.
Sonra, "Senden hoşlanıyorum! Bizim mesleğin yarını yok. Sana 'Seni
seviyorum, birlikte yarınlar kuralım' demem. 30 Yaşına
kadar elinin altına gelen bütün kadınlarla yat ve sonra durul. Evlen, kılıbık bir ev erkeği ol; evinin köşesinde otur, eşine kocalık yap!" dedi.
O ara Ülker'in telefonu çaldı. Açtı, "Alo, canım. İzmir'deyim. Evet. Tamam canım. Sen bilirsin. Bekliyorum!" deyip telefonu kapatıp koltuğun üstüne attı. Elindeki
fincanı sehpaya koyup bana döndü. Uzanıp elimi tuttu, "Biraz sonra
bir başkası gelecek; ona senden söz etmiştim. İstemiyorsan
onunla yatmazsın, sen bilirsin, ama bana kalırsa tadını
çıkart. Hem yarağının sefasını süreceksin, hem de
emeğinin karşılığını fazlasıyla
alacaksın. Şunu asla unutma Mesut; bunların hepsi orospu ve bunu
duymaktan hiç de rahatsız olmazlar. Biri bana orospu dese ağzına
sıçarım, ama bunlara yatakta sikerken rahatlıkla bu sözü
söyleyebilirsin; tahrik olurlar, duymaktan zevk alırlar. Hiç birinin hikayesini
merak etme; hepsi de söyleyecek bir yalan bulur. Öğrensen ne
kazanacaksın ki? Hem, sana ne? Ha, bir de; senin en çekici yanın ne
biliyor musun? Utangaç tavırların. O kasabalı tavrın Jale'yi öyle tahrik etti ki anlatamam. Bunu rol olarak yapmıyorsun biliyorum, ama çok iyi oturuyor. Bence devam et Çocuk!" dedi.
15 dakika kadar sonra bahçe kapısına lüks bir araba
dayanmıştı; Ülker kapıyı açtı ve onu içeriye
aldı. Arabadan inen kadın görülmeye değerdi; uzun boylu bir
sarışındı. Üzerinde siyah askılı bluzu ve koyu
kahverengi mini eteği vardı. Sarı saçları düz
kesilmiş, özensiz duruyordu. Fazla büyük olmayan göğüsleri ve düzgün
bacakları ile bakımlı görüntüsü etkileyiciydi. Dolgun duran
kaşları, saçlarının aksine siyahtı. Etli
dudakları ve çıkık elmacık kemikleri ile seks kokan bir
görüntü sergiliyordu. 40 yaşlarında olmalıydı. "Ben Aylin!" dedi elini uzatırken. Ülker daha önce bana, (Hiç birinin adı önemli değildir. Hepsinin takma bir adı vardır.
Başlangıçta gerçek adını sana söylemek istemezler, ama bir
süre sonra seni kendi evine davet ederler ve kocasıyla sikiştiği
yatakta kendisini sikmeni isterler. Demem şu ki; hiç birini ciddiye alma Çocuk!) demişti.
Ayrı koltuklara oturduk ve sohbete başladık. Ülker Aylin'in
getirdiği viskiden hazırlayıp verdi. Aylin kısa sürede
içkisini bitirmiş, yeniden istemişti. Belli ki içinde bulunduğu
duruma uyum sağlamak için içiyordu. İkinci bardağı
yarıladığında gelip yanıma oturdu. Elini omzuma
atıp okşamaya başlamıştı. Acelesi mi vardı,
yoksa Ülker'in anlattıklarını bir an önce görüp yaşamak
mı istiyordu bilemiyordum. Kendimi koltuğa yasladım ve başımı ondan yana çevirdim. İri gözleriyle gülümseyerek bakıyordu. Elini yüzümde gezdirdi ve uzanıp dudaklarıma öpücük
kondurdu. Sıcak dudakları vardı. Dudaklarını
kulağıma doğru kaydırırken eli göğüslerimden aşağıya kaymaya başladı. Pantolonumun üzerinden henüz uyanmayan yarağımı avuçladı ve sıktı, "Utanıyor musun?" diye sordu. Yüzümü çevirerek yine dudaklarıma yumularak öpmeye başladı.
Karşılık vermede gecikmemiştim. Kadının etli ve iri dudaklarını
emmeye başladım bir anda. Eli bulduğu
yarağımı yoğuruyor, avuçlayıp sıkıyordu.
Yarağım kısa süre sonra uyanmaya başlamıştı.
Belli belirsiz hareketlerle file çoraplı bacaklarını
okşamaya başlamıştım. Tişörtümü aceleyle sıyırıp çıkardı ve
koltuğa kendini atarken beni üzerine çekti. Dudaklarımız
ayrılmıyordu. Bacağını bacaklarımın üzerine
atmıştı, ama eli halen yarağımı avuçlamaya devam
ediyordu. Geri çekilip yüzüme baktı ve gülümsedi, "Bakalım neler
yapıyor şu küçük canavar!" diyerek kemerimi aceleyle çözmeye
başladı. Fermuarımı açıp pantolonumu indirmesi birkaç
saniyesini almıştı kadının. Yeni sertleşmeye
başlayan yarağımı ortaya çıkardığında gövdesinden
kavrayıp sıktı ve yüzüme baktı, "Harika!" diye
mırıldanarak üzerine eğildi, kafasına dil darbeleri atmaya
başladı. Sıcak nefesi kasıklarımda yayılıyordu ve yarağım kısa sürede sertleşmişti. Aylin o an geriye çekildi ve gövdesinden tuttuğu yarağımı sıkarak Ülker'e baktı. Ülker, elinde viski bardağı ile sessizce bizi izliyordu.
Aylin, "Müthiş!" dedi gülümseyerek. Sonra hızla yerinden kalktı
ve önüme geçip pantolonumla külotumu ayağımdan sıyırıp
çıkardı. Önümde öylece dikildi bir an. Sonra bacaklarımı
açarak önümde diz çöktü ve yarağımı yeniden kavradı.
Kafasına dil darbeleri atıyor, köküne kadar yalayıp yeniden
kafasına geliyordu. Taşaklarımı kavrayıp sıkarak
yarağımın kafasını ağzına aldı sonra.
Kafası tamamen kaybolmuştu. Ağzının içinde kafasına dil darbeleri atmaya başladı. Kısa süre sonra çıkarıp yeniden köküne kadar yaladı ve ayağa kalktı. Önümde dikilip bluzunu çıkarırken ben de eteğini aşağıya
doğru çekerek çıkardım. Aylin sutyenini çıkarıp kenara
atmıştı bu ara. Altında kalem durabilecek kadar
sarkmış göğüslerini altından tutup avuçlayarak
sıktım ve birinin ucunu ağzıma alıp
emdim bir an. Sonra ayağa kalktım ve dudaklarına yumuldum. Bir
an öptükten sonra onu koltuğa itercesine yatırdım. Külotunu
tutup aceleyle ayaklarında çekip kenara attım ve
bacaklarının arasına girdim. Aylin bacaklarını olabildiğince açmıştı. Yeni traş edilmiş kasıkları parıldıyordu. Amının etli dudakları açılmıştı. Amının içi ıslaklıktan parıldıyordu.
Yalamam için başımı bacak arasına doğru
bastırdı, ama ben elimi atıp amını avuçladım.
Amından resmen su akıyordu karının. Göt deliğine kadar
okşayarak amını sıkmaya, sıvazlamaya
başladım ve yüzüne baktım. Yalamayacağımı fark
edince hızla yerinden kalktı ve beni tutup koltuğa yatırdı.
Aceleyle bacaklarını açıp üzerime çıktı ve yarağımı kavrayıp am dudaklarının arasına sürtmeye başladı. Gülümseyerek yüzüme bakıyordu. Birkaç
sürtmeden sonra yarağımın kafasını am dudakları
arasına yerleştirip yavaşça kendini bıraktı.
Yarağımın kafası bir anda ıslak am dudakları
arasından kayarak içine girdi. "Ayyyy!" diye bir çığlık atarak
kendini yukarı çekti ve acıyla yüzüme baktı, "Yırtıldı sandım!" dedi. O an Ülker elinde losyonla geldi ve Aylin'e verdi, "Bence deneme!" dedi.
Aylin losyonu üç parmağı ile yarağıma sürmeye başladı. Kısa sürede yarağım köküne kadar losyon olmuştu. Sonra
yeniden losyon alıp amına sürdü ve parmaklarıyla içine doğru
yedirdi. Yeniden üzerime çıkıp yarağımı am
dudakları arasına yerleştirdi ve yine bıraktı kendini.
Losyonun etkisiyle yarağın kafası bu kez kayarak girmişti,
ama orada durdu Aylin. İrileşmiş gözlerle yüzüme bakarken gövdesinden
tuttuğu yarağımı sıvazlamaya devam ediyordu. "Ufff!
Çok kalın! Girerken amımın dudaklarını
yırtıyor sanki!" diyordu. Kendini yukarıya doğru çekti ve
yeniden bıraktı. Yarağın kafası yine kaybolmuştu
amın dudakları arasında. Amın içi ateş gibi yanıyordu; bu sıcaklığı Ülker'in de, Jale'nin de amında hissetmiştim. Demek ki amın içi gerçekten de sıcak oluyordu.
Aylin yarağımı bırakmış, iki eliyle
omuzlarımdan tutunmuştu. Öylece durdu bir süre ve sonra kendini
yeniden yukarıya çekti. Yarağımı kafasına kadar
çıkardı ve yeniden oturdu. Yarağın kafası bir
görünüyor, bir kayboluyordu. İki elimle göğüslerinden tutup vücudunu
kendime çektim ve dudaklarına yapıştım. Bir anda deli gibi
öpüşmeye, kemirişmeye başladık. Göğüslerini
koparırcasına yoğuruyor, dudaklarını ısırıyordum. Sonra uzanıp göğüslerini yalayıp emmeye başladım. Elimin birini kalçalarına attım ve kendime
çekiyordum. Aylin beni umursamıyordu. Kendi bildiği gibi yavaş
hareketlerle oturup kalkmaya, yarağımı santim santim içine
almaya çalışıyordu. "Ufff! Çok kalın yarağın var
erkeğim! Amımın dudaklarını yarıp giriyor! Ayyyy! İçimi dolduruyor!" diye bir yandan söyleniyor, bir yandan da yavaştan yarağımı her geçen saniye içine alıyordu.
Bir süre sonra kasıklarımız buluşmuştu. Öylece durdu Aylin.
Omuzlarımdan sıkıca tutup yüzüme baktı ve gülümsedi. "İçimi
doldurdu! Bu kadar gerileceğim aklımın ucuna bile gelmezdi!
Harika yarağın var erkeğim!" dedi. Bunları söylerken oturup
kalkmaya başlamıştı. Yarağımın üzerinde dans
eder gibi oturup kalkıyordu artık. Amı kısa sürede
yarağıma alışmıştı. Kafasına kadar
çıkartıyor, köküne kadar alıyordu yarağımı.
Amının sularıyla iyice ıslanan yarağım 'şak,
şuk' sesleriyle bir görünüp bir kayboluyordu. Omuzlarımı
sıkan parmakları giderek sert tırnak batmalarına
dönüşmüştü. "Ahhhh! Harika! İçimi dövüyorsun erkeğim! Ufff!
Çok güzel! Amımı doldurdun! Ayyyy! İçim kayıyor! Ahhhh!" diyerek
inlemeleri giderek çığlıklara dönüşmeye başlamıştı. Hızlı şekilde inip kalkıyor, yarağım kasıklarının arasında bir
görünüp bir kayboluyordu. Gözleri giderek daha da irileşiyordu.
Gırtlağından gelen hırıltılarla odayı
inletirken bir yandan da bağırıyor, söyleniyordu. "Harikaaa! Çok güzel! Ahhh! Ahhhh! Aaahhhh!" çığlıklarıyla birlikte deli gibi dövüyordu kasıklarımı.
Birden kendini bıraktı ve yarağımı köküne kadar amının içinde yok etti.
Kasıklarını sürterek yarağımı içinde bir yerlere sürtmeye çalışıyor gibi yapıyor, am dudaklarıyla yarağımı mengene gibi sıkıyordu. Kasılıyordu
üzerimde. Gözleri yuvarlağından çıkacaktı neredeyse.
Çığlıkları evi inletiyordu bu ara. Sert kasılmalarla
geliyordu üzerimde. Saniyeler sonra çığlıkları kesildi, ama
titremeleri devam ediyordu. Amı yarağımı adeta
sağıyor, sıkıp bırakıyordu. Yavaşladı
ve durdu Aylin. Gözlerini gözlerime dikip yüzüme baktı. Kısa
titremeleri devam ediyordu, ama vücudu durulmuştu. Eğilip
dudaklarıma öpücük kondurdu, "Harikasın! Hiçbir yarak içimi bu kadar
doldurmamıştı! Ufff! İçim dışıma çıktı! Öldüm!" diyerek üzerime bıraktı kendini sonra. Kalp atışları halen hızlıydı kadının.
Ülker yerinden kalkıp yanımıza geldi ve Aylin'in kalçalarına bir şaplak
patlatarak, "Orospu! Yarağın kralı bu işte! Bu kadar
kısa sürede boşalacağını hiç düşünmezdin
değil mi?" dedi. Aylin de, "Ayyyy! Halen geliyorum Ülker yaa! Ufff! Koptum
resmen biliyor musun güzelim! Ohhh! Harika bir şey bu yarak!" deyip, üzerimden
kalkarak koltuğa bıraktı kendini. Ülker gelip kazık gibi
duran yarağımı gövdesinden kavrayıp başına öpücük
kondurdu. Sonra uzanıp dudağıma bir öpücük kondurdu. Saçlarımı okşayarak gülümsedi.
Koltuktan kalkıp banyoya yürüdüm. Ülker banyoya gelip, arkamdan sarıldı, "Bir şey mi oldu
Çocuk?" diye sordu. "Gayet iyiyim! Herşey yolunda Bebeğim!" dedim ve döndüm,
belinden tutup kendime çektim, "Sevdim bu işi Ülker!" dedim. Uzanıp dudağıma öpücük kondurdu ve gülümsedi, "Harikasın!" diyerek kıçıma bir şaplak vurdu ve gitti.
Yarağımı ve kasıklarımı yıkayıp salona gittim. Aylin halen öylece
yatıyordu. Gidip başında dikildim; yüzüme gülümseyerek
bakıyordu. "Amın çok tatlıydı Bebek!" diyerek dudağından öptüm. Aylin,
"Boşalmadın ama?" dedi. Gülerek, "İstemedim ki!" dedim. "Ya Ülker, bu isteğe bağlı mı boşalıyor?" dedi. "Sikmeyi daha çok seviyor hayatım!" dedi Ülker. Aylin uzanıp yarağımı kavradı ve kendine çekti, "Bir daha siksin ve
içime boşalsın!" dedi. "Doymadın mı orospu?" diyerek güldü
Ülker. "Bu yarağa doyulur mu kızım ya?" dedi Aylin. Ülker de, "Kızım bu Çocuk yarın da lazım! Bugün canını çıkarıp yarın ne yapacaksın?" dedi.
Aylin'in üstüne gidip yarağımı ağzına dayadım.
Diliyle başına dokundu ve kendimi çektim. Sehpanın üzerinde
duran viski bardağımı alıp koltuğa oturdum ve bir
yudum içtim; yarıya bile gelmemişti daha. Viskiyle ilk kez
tanışıyordum ve tedbirli davranıyordum. Aylin yerinden
kalkıp banyoya giderken, Ülker de viskisini eline alıp yanıma gelip oturdu ve "Yeniden isterse sikme! Tadı damağında kaldı orospunun!" dedi. 'Tamam' der gibi başımı salladım.
Aylin de gelmişti bu ara; viskisini alıp yanıma oturdu. Elini bacağımın üzerine
koyup okşamaya başladı ve "İkinize de teşekkür ederim!"
dedi yarağımı avuçlayarak, "Harika bir orgazm yaşadım.
Yemin ediyorum hayatım boyunca yediğim en güzel yaraktı! Bir an
amımın patlayacağını düşündüm!" dedi. Sıcak el teması ile yarağım yeniden harekete geçecekti; yerimden kalkıp içki bardağını sehpaya bıraktım ve yeniden
mutfağa girdim. Kısa süre sonra döndüm ve içkimi alıp
karşı koltuğa oturdum. Aylin bir an yüzüme soru sorar gibi
baktı; davranışımdan huzursuz olmuşa benziyordu. Ülker
bunu hissetmişti, "Orospuluk yapma Aylin! Çocuk bugün tanıtım
için geldi. Önümüzdeki haftalarda geceler düzenleyeceksiniz. Bugün bu kadar,
üstüne gitme. Tamam mı?" dedi gülerek. Aylin de, "Tamam kızım
ya, tamam. Hevesimizi kursağımızda bırakıyorsun,
bilmiş ol. Zaten iki dakikada bitirdik işi!" dedi. Ülker de, "Acelen
neydi orospu? Çocuk sana boşal mı dedi?" dedi. Aylin de, "Sen çok mu
fazla dayanıyorsun bu yarağa Ülker? Yemin ederim sen benden önce akıtırsın amının suyunu!" dedi. Ben dayanamadım ve "Durun bir dakika ya! Çıkın şu frekanstan. Normale dönün, normale!" dedim. İkisi de kahkahayı basmıştı söylediklerime.
Bir süre sonra Aylin gitmek için toparlanıp kalktı. Kapıda onu uğurlarken dudağıma öpücük kondurdu ve pantolonumun üzerinden yarağımı avuçladı,
"En kısa zamanda bekliyorum seni! Gece boyu içimde istiyorum bu canavarı!" dedi.
"Tamam, bence sakıncası yok!" dedim.
Ülker onu bahçe çıkış kapısına kadar
uğurlayıp geri döndü. Koşarak üzerime atıldı ve boynuma sarılıp dudaklarıma öpücük kondurdu, "Harikasın Çocuk! İşte bu istediğim. Sen bu alemin
kralı olacaksın!" dedi. Birden kucaklayıp yatak odasına
götürdüm ve yatağın üzerine attım. Gülümseyen gözleriyle bana
bakıyordu. Eğilip külotunu çekip
çıkardım. O an kendine geldi ve toparlanıp yatakta oturdu,
"Kesinlikle olmaz! Aslında deli gibi istiyorum, ama amımın dudakları halen kapanmadı!" dedi.
Bacaklarından tutup yatağın ucuna doğru çektim ve
bacaklarının arasına girip ıslak amının dudaklarını
yalamaya başladım. Işıldayan am dudakları
açılmış, içinin kızıllığı görünüyordu. Klitorisini ve dudaklarını yalamaya başladım. Kısa süre sonra kendini bana bırakmıştı. Saçlarımdan
tutmuş, başımı amına bastırıyordu.
Yalıyor, dilimi içine sokup masaj yapıyordum. Sonra uzanıp
göğüslerini avuçladım. Onları yoğururcasına
sıkarken amını yalamaya devam ettim. Ülker kısa süre sonra
titremeye, inlemeye başlamıştı. Ardından kasıldı
ve hırıltılar içinde orgazm olmaya başladı.
Bacaklarının arasında nefessiz kalana kadar çekti kafamı
bacak arasına. Sonra bıraktı beni ve kendini attı yatağa,
"Harikasın Çocuk! Böylesine güzel yalamayı nereden öğrendin?" dedi
titreyen sesiyle. "Hiçbir yerden! Amın o kadar güzel ki, yalamak geldi içimden. Çok da güzel kokuyor!" dedim.
Ülker yavaşça doğruldu ve uzanıp sarıldı. Boynuma öpücükler kondurarak sarılmasını sürdürdü bir süre. Sonra aniden bıraktı ve kendini geri çekti. Yüzümü elleri arasına aldı ve gözlerini gözlerime dikti. Hayatım boyunca ilk görüyordum bu bakışı: Acıydı.
[Mesut]
Benim İlk Genelev Maceram Hüsranla Bitmedi hikayesinin Tüm Bölümleri
|