|
Benim İlk Genelev Maceram Hüsranla Bitmedi! (6) (Mesut 26 Y., Aydın)
O geceden sonra uzun zaman konuşmadık. Aradığım zamanlarda Ülker bir mazeret
buluyor ve telefonu kapatıyordu. Üniversite sınavına
girdiğim gün aradı. Sınavım iyi gitmemişti;
ayrıntılı konuştuk. Bana, "Çarşamba günü İzmir'e gidiyoruz!" dedi. Çarşamba gününe
kadar her fırsat bulduğumuzda konuştuk. İzmir'e gidecek ve
memlekete geri dönmeyecektim. Ülker'in evine yerleşecek ve onun yönlendirdiği kadınlarla ilişkiye girecek ve paramı alıp çekilecektim.
Evden ayrılırken İzmir'de iş bulduğumu söyledim. En çok sevinen annem olmuştu. Bilseydi benim fahişelik yapacağımı kesin emzirdiği sütü haram ederdi.
Çarşamba günü Ülker'le buluştuk ve aceleyle yola çıktık.
Eve varana kadar pek de kayda değer sohbet etmedik. Arabayı park edip
içeriye girdiğimizde, Ülker çılgın gibi üzerime
atıldı, deli gibi öpüşmeye başladık. Kısa süre
sonra çırılçıplak şekilde yataktaydık. Ülker
yarağımı yalıyor, ağzında
yarağımın kafasına diliyle masaj yapıyordu.
Yarağım kısa sürede kazık gibi olmuştu. Hızla
yataktan kalktı ve yandaki çekmeceden losyon alıp getirdi.
Yarağıma ve amına sürdü ve üzerime aynı aceleyle
çıktı. Yarağımın kafasını am dudakları
arasına sürttü bir süre. Sonra üzerime oturdu ve yarağımı yine santim santim içine almaya
başladı. Yarağım kısa sürede içinde yok olmuş; kasıklarımız birbirine yapışmıştı.
Omuzlarımdan tutup eğildi ve dudaklarıma öpücük kondurdu, "Bunu özlemişim Çocuk!" dedi
gülümseyerek. Oturup kalkmaya başladı. Ben de alttan yukarıya
doğru vuruyor, yarağımı köküne kadar amına sokuyordum.
Kısa bir süre sonra ikimiz de çılgın gibi sikişmenin
heyecanına kapılmıştık. Ben alttan vurdukça Ülker
üstten kendini bırakıyor, yarağım bir çıkıp bir
kayboluyordu. Ülker herzamanki gibi titremeye, kasılmaya
başladığında kendimi bıraktım. Kalçalarından
tutup kendime çektim ve içine oluk gibi akmaya başladım. Ülker o an
çığlıklarını salıverdi ve deli gibi
bağırarak orgazm olmaya başladı. Boşalıp
rahatlamamız saatler sürmüştü sanki. Bir süre sonra durulduk ve öylece kaldık. Ülker üzerimde yatıyordu ve kalbi deli gibi atıyordu.
Başını kaldırıp yüzüme
baktı ve gülümsedi, "Döllerin içimi yaktı Çocuk! Bu kez beni
yakaladın!" dedi. "Her zaman yakalarım seni!" dedim. Ülker yine bir
öpücük kondurup üzerimden kalktı ve amını avuçlayıp banyoya
yürüdü. Arkasından gittim; banyonun kapısından onu izlemeye
başladım. Duşunu alana kadar seyrettim Ülker'i. İşini
bitirdikten sonra ben girdim ve duşumu alıp salona geçtiğimde
Ülker giyinmiş beni bekliyordu, "Hadi, giyin. Çıkıyoruz!" dedi.
Nedenini sormadan giyindim ve çıktık.
Yolda, uzun zaman görüşmememizin nedenini
sordum; arabayı bir kenara çekti ve yüzüme baktı, "Aydın'da
bende kaldığın gece çok kötü oldum ben..." dedi gülümseyerek,
"Sana aşık olabileceğimi hissettim o gece. Şu an öyle bir
risk söz konusu değil. Kendime geldim yani. Bu ikimiz için de kötü olurdu.
Eğer ilerleyen zamanda böyle bir risk söz konusu olursa lütfen duygusal
yaklaşma!" dedi. Gülümsedim ve elini tutup okşadım, "Öyle bir gün geldiğinde
kendimize nasıl engel olacağız Ülker?" dedim. "Çok basit; ikimiz de adımın Ebru olduğunu hatırlayacağız!" dedi.
İzmir'de mutfak için bir şeyler aldık, dolaştık bir
süre. Alsancak'ta bir çay bahçesinde otururken Ülker'in telefonu çaldı;
arayan bir kadındı. Kadınla bir saat sonrası için
randevulaştık. Hemen eve gitmek için yola çıktık. "Kadın
50 yaşlarında; menopoz mağduru yani!" dedi. Ne demek
istediğini anlamadığımı anlamıştı.
"Amının suyu kesilenlerden!" dedi sonra gülümseyerek. Yol boyunca
menopozu ve bu tür kadınları anlattı. "Vücudunun hala güzel olduğunu ve istendiğini bilmek isterler; sen bilirsin!" dedi ardından.
Eve geldiğimizde çantasından evin anahtarlarıyla, bir telefon
verdi. "Evin hayırlı olsun Çocuk..." derken sarılıp
dudaklarıma bir öpücük kondurdu, "Çarşamba günleri gelirim; onun
dışında evin sahibi sensin. Çok dikkat et ve temkinli ol. Bu
piyasa keyiflidir, ama bir o kadar da huzursuzdur. Bu telefonun
numarasıyla iletişim kuracaksın. Sana ulaşmak isteyenlere
bu numarayı vereceğim. Kendi numaranı kimseye verme, tamam
mı?" dedi. Evin zili çaldığında aceleyle kalkıp otomatiğe bastı ve bana, "Bu kadın en iyi müşterin olabilir!" dedi.
Yüzü, kısa kesilmiş kıvırcık saçlarının
arasında bakımlı duruyordu. Askılı, leopar desenli
tişörtünü zorlayan iri göğüsleri, saklayamadığı
göbeği, dizüstü eteğini zorlayan kalçaları ile orta
yaşı geçtiğini gösteriyordu. Kapıda Ülker ile birbirlerine
sarılıp öpüştüler. Uzun süredir tanıştıkları
belli oluyordu. Ülker elinden tutup bana doğru sürüklercesine getirdi.
"Mesutçuğum bu Yeliz!" dedi. Selamlaştıktan sonra oturduk. Ülker mutfağa gidip birer bardak içki doldurup getirdi; "Yeliz Votkayı çok sever!" dedi yerine otururken.
Tanımadığım, daha önce hiç karşılaşmadığım bir insanla ne
konuşacaktım bilemiyordum. Ülker önden gidiyor, biz de
arkasından takip ediyorduk. Kısa süre sonra
kaynaşmıştık. Ülker Yeliz'e duş almak isteyip
istemediğini sordu. Kadın bunu bekliyormuş gibi
bardağındaki içkiyi bitirdi ve kalktı. Daha önce geldiği
belliydi; doğruca banyoya yürüdü. Ülker yanıma gelip
dudağıma bir öpücük kondurdu ve elimi tuttu, "Bütün
kadınları önce banyoya sok. Orada olan sabun ve şampuanı
kullansınlar; senin istediğin gibi kokacaklardır. Bir de şu
var Mesut; bu kadını yala, her yerini yala ve yatakta konuş. Güzel
olduğunu düşündüğün her şeyi söyle bu kadına, tamam mı?" dedi. "Tamam!" dedim. "Şimdi yatak odasına git ve onu bekle!" dedi.
Kısa süre sonra Yeliz kapıda görünmüştü; üzerinde bornoz
vardı. Kapıda bir süre durdu ve gülümseyerek üzerindeki bornozu
çıkarıp attı. Yatağa geçti ve sırtını
yastıklara dayayıp uzandı. Bacaklarını
alabildiğine açmıştı. Memeleri az da olsa koltuk
altlarına doğru sarkıyordu. Yeni traş edilmiş
amının dudakları etli ve iriydi. İki eliyle memelerini
yanlardan tutup avuçladı ve sıktı. Gülümseyerek yatağa
yürüdüm. Açılmış bacaklarının arasına girip
yüzüne bakarak memelerini avuçladım. Yavaşça gözlerini kapattı.
Memelerini avuçlayarak sıkıyor, omuzlarına doğru
okşuyordum. Sonra göbeğine doğru indirdim ellerimi.
Okşayarak yeniden yukarıya çıktım ve memelerini
avuçladım; uçlarını parmaklarım arasına alıp
ezerek okşadım. "Ne kadar iri ve güzel uçları var!" diyerek eğildim ve meme uçlarını yalamaya başladım.
Saçlarımı okşamaya başlamıştı; kendini duş alırken
hazırlamış görünüyordu. İki avucumun arasında
sıktığım memelerinin uçları ağzıma
yakın duruyordu. Birini yalayıp diğerine geçiyor, yalıyor,
emiyordum ara vermeden. Boynuna doğru çıkıyor, dudaklarına
öpücükler kondurduktan sonra yeniden memelerine iniyordum. Yeliz derin nefesler
alarak saçlarımı okşamaya başlamıştı. Elimi
vücudundan ayırmadan aşağıya doğru kaydırdım
ve amına ulaştım. Etli am dudaklarını avuçlayıp
sıktım ve yüzüne baktım. Gözleri kapalı, derin soluklar
alıyordu. Dilimi vücudundan ayırmadan yalayarak bacak arasına
girdiğimde Yeliz bacaklarını tamamen açmıştı.
Kabarık am dudaklarını dilimle ayırırcasına
aşağıdan yukarıya yaladım. Derin bir 'Ohhhh!' çekmişti. Traş edilmiş kasıklarında dolaştırdım dilimi bir süre. Sonra yeniden am dudaklarına attım dilimi. Yalamaya başladım.
Yeliz iki eliyle am dudaklarını ayırmıştı.
Kızılımsı iç dudakları önümdeydi şimdi. Dilimle
içine doğru basınç yaparak yalamayı sürdürdüm. Klitorisi
kabarmaya başlamıştı, yalıyor, emiyordum. Ihlamalar
arasında amını ağzıma dayamaya başlamıştı
Yeliz. Bacaklarının altına soktuğum ellerimle
kalçalarını yoğurmaya başladım ve yalamayı
sürdürdüm. Bu ara amına parmağımı soktum ve girip
çıkmaya başladım. Ürpermişti bu hareketimle;
duyarlıydı. Yalamayı sürdürürken ikinci ve üçüncü
parmağımı da sokmuştum amına. Artık amını parmaklarıma ve ağzıma doğru daha hızlı iterek bastırıyordu. Derin soluklarına inlemeleri de karışmaya başlamıştı. Parmaklarımı hızlıca sokup çıkartırken, klitorisini yalıyor, emiyordum.
Titremeye başlamıştı ki, çekildim ve soyunmaya başladım.
Gözlerini açmış, çıkacak olan manzarayı bekliyor gibi bakıyordu.
Kısa sürede çıplaktım. Dizlerimin üzerinde durup bekledim.
Yerinden doğruldu ve uyanmaya başlayan yarağımı
avuçladı. Sonra yatağa yüz üstü uzanıp yarağıma dil
atmaya, yalamaya başladı. Taşaklarıma kadar yalıyor,
kafasını ağzına alıp emiyordu. O güne kadar
yarağımı emen kadınların içinde en güzel yalayıp
emeniydi Yeliz. Dilini ve dudaklarını çok iyi kullanıyordu.
Ağzına kafasından daha fazlasını alıyor, diliyle
içeride dans ediyordu. Ağzından çıkarıp yalıyor, her
yerini emiyordu. Yarağım kısa sürede kazık gibi
olmuştu. "Ufff! Yarağın harika erkeğim!" diyerek kendini yukarıya
doğru çekti. Vücuduna sürtünen yarağımı memelerinin
arasına alıp ezerken dudaklarıma yumuldu. Deli gibi öpüşürken elleriyle sıkıştırdığı memelerinin arasında yarağıma git gel yapıyor, alttan taşaklarımı okşuyordu.
Sonra yarağımı bırakmadan kendini yatağa sırtüstü
attı. Yarağımı çekerek amının dudakları
arasına sürtmeye başladı. Aşağıdan yukarıya
badana yapıyordu. Am dudakları yaladığım tükürükle
ıslaktı, ama amı hiç de ıslanmış görünmüyordu.
Birden yarağımı bırakıp çekmeceden losyonu
çıkardı ve doğrulup amını ve yarağımı
yağladı. Losyonu yatağın üzerine attı ve yeniden
yarağımı kavradı. Etli dudakları arasına sürterek
amının ağzına getirdi ve içine doğru
kaydırdı. Kalçalarını yukarıya kaldırırken
yarağımın iri kafası am dudakları arasında
kaybolmuştu. "Ohhh! Yumruk gibi kafası var yarağının!" diyerek durdu. Dizlerini yanlara doğru çekti ve amının dudaklarını parmaklarıyla açarak yüzüme baktı, "Sok şu canavarı içime!" dedi.
Elime aldığım yarağımın kafasını
yeniden amın ağzına getirdim ve dizlerinin altından tutup
kendimi ileriye doğru ittim. Yarağımın kafası
amın içine doğru kayarken, Yeliz iri gözlerini tavana dikip inledi.
Sonra gözlerini kapatıp kollarımdan tutup kendine çekti.
"Ufff! Ihhh! Ayyyy! Yavaş!" diye bir yandan inliyor, söyleniyor, bir
yandan da bacaklarını daha da açarak kalçalarını
yarağıma doğru bastırıyordu. Yarağım
kısa sürede köküne kadar amın içine gömülmüştü. Geriye çekip yeniden
yüklendim. Losyonun etkisiyle yarağım kayarak giriyordu. Alev gibi
yanıyordu kadının amı. Dizlerimle bacaklarını
daha da açarak yüklendim ve üzerine kapandım. Başını
avuçlarımın arasına alıp yüzüne baktım.
İrileşmiş gözleriyle yüzüme bakıyordu. "Amın ne kadar
da sıcak bebeğim!" dedim saçlarını okşarken. Başımı
kendisine çekip dudaklarıma yapıştı. Öpüşürken alttan
kasıklarını yarağıma bastırıyor, yarağımı içine alıp çıkarıyordu. Ben yüklendikçe o alttan kendini bana itiyordu, "Sok kocacığım! Ohhh! Sik beni erkeğim! Yarağın harika! Ohhh! Sok!" diyordu.
Kasıklarımız birbirini döverken çıkan sesler öbür odalardan
da duyuluyordu kesin. Ben yüklendikçe alttan kendini bana itiyordu Yeliz.
Dakikalar dakikaları kovalıyordu. "Sok! Sok! Harika sikiyorsun
kocacığım! Sik beni! Doldurdun amımı erkeğim! Sik!
Evet böyle!" diye inliyor, durmadan çığlık atarcasına
alttan yükleniyordu. Yorulmadan, bıkmadan alttan vuruyordu
kasıklarıma. "Ahhh! Harika! Evet! Geliyorum! Aaahhhh! Sok! Evet! Evet!" diyerek tırnaklarını omuzlarıma geçiriyor, deli gibi yükleniyordu yarağıma.
Öyle bir hızla girip çıkmaya başlamıştım ki kendime inanamıyordum.
Hızla vuruyordum kadının amına. Ben yüklendikçe o kendini
bana itiyor, daha da derine girmemi sağlıyordu. Yarım saat kadar
sonra çığlıklar atarak titremeye başladı.
Kollarımdan tutup kendine çekti beni. İri gözleriyle yalvarır
bir hali vardı. Delirmiş gibi titriyor, kasılıyor,
geriliyordu; nöbet geçiriyordu sanki. Yarağımı köküne kadar
sokup kısa yüklenmelerle itmeye başladığımda am
dudaklarının alevi kasıklarımı yakmaya
başlamıştı. Yarağım içinde kalp gibi atarken am dudakları kasılıyor, açılıp kapanıyordu. Çığlıkları derin inlemelere dönmüştü; sonra derin soluk alıp vermelere.
Gözlerini açıp yüzüme baktığında gülümsüyordu.
Saçlarımı okşayarak dudaklarını uzattı.
Eğilip dudaklarını öptüm. "Harikasın! Çok uzun
zamandır böylesi orgazm olmamıştım. Teşekkür ederim!"
dedi. "Daha fazlasını yapabilirsin!" dedim yarağımı
içine doğru bastırarak. "Ufff! Canımı çıkarttın, yordun beni!" dedi. "Amın çok
tatlı bebeğim!" dedim yarağımı içinden
çıkarırken. Sonra kendimi yatağa attım. Yeliz
yarağımı okşarken, "İlk kez bu kadar hızlı
orgazm oldum. Rekor kırdım bu gün!" dedi. Yatakta doğruldu
ve yüzüme baktı. Eğilip dudağıma bir öpücük kondurdu. Sonra
yavaş hareketlerle yataktan aşağıya indi ve banyoya doğru yürüdü. Arkasından sarkmaya yüz tutmuş kalçaları görünüyordu. Kalkıp arkasından banyoya yürüdüm. Yeliz beni de, kendini de yıkadı ve duruladı.
Salona geçtiğimizde Ülker eline uzaktan kumandayı almış, kanalları geziyordu. Yeliz
yanına varıp dudağına bir öpücük kondurdu, "Sağol
aşkım! Bu en iyisiydi!" dedi. Ülker de, "Sana söylemedim mi Kaltak? Amın
bayram etti değil mi?" dedi. Yeliz, "İçim ilk kez bu kadar güzel
dolduruldu!" derken kendini koltuğa atmıştı. Yanına
vardım ve yarağımı ağzına dayadım. Yeliz
sönük yarağımı ağzına alıp emdi bir süre. Kendimi çektim ve dudağına bir öpücük kondurdum, "Bir akşam bende kal bebek! Sabaha kadar içinden çıkmam; doyarsın!" dedim. Yeliz, "En kısa zamanda bir gece ayarlayalım!" dedi.
Giderken sehpanın üzerine bir miktar para bırakmıştı.
Kapıda dudaklarıma öpücük kondurdu ve yürüdü. Ülker onu kapıya
kadar uğurladı. Ülker geriye döndüğünde kadının
bıraktığı parayı alıp yanıma geldi ve
parayı odanın içinde havaya savurdu, "İşte bu!" diye
çığlık atarak yanıma gelip boynuma sarıldı.
Birbirimizi öpmeye başladığımızda sıkıca
sarıldığımızı fark ettim. İlk kendini çeken Ülker olmuştu, "Orospu 800 Dolar bırakmış! Oysa Ona 500 Dolar söylemiştim. Seninki bu piyasanın en iyi yarağı Canım, bunu unutma!" dedi.
Evde bir süre oyalandıktan sonra dışarıya çıktık.
Akşam yemeği için seçtiğimiz yere
vardığımızda bizi gerçekten de iyi
karşılamışlardı. Ülker bana, "Yıllar sonra yeniden İzmir
gecelerindeyim ve yanımda genç bir delikanlı var. Çok şanslıyım!" dedi.
Elimi tutup okşadı, ışıldayan gözlerle gözlerime
baktı. Sonra, "Çıkalım bu frekanstan!" dedi, ardından kendini toparlarcasına, "Neyse..." dedi. Yemeklerimizi yeyip içkilerimizi bitirdik ve zaman geçirmeden kalktık.
Eve varır varmaz birbirimizin boynuna atıldık ve çılgın gibi öpüşmeye
başladık. Kısa süre sonra yataktaydık ve deli gibi
sevişiyorduk. Ülker bu kez daha saldırgan ve istekliydi. Bacaklarını
açıp yarağımı ıslak amına soktuğumda
tırnaklarını omuzlarıma geçirmiş, iri gözlerle
bakıyordu. "Sik hadi! Yeliz'i siktiğin gibi sik beni de! Sok
yarağını köküne kadar! Hadi! Doyur beni de, hadi!" diye, evi
inleten çığlıkları dakikalarca sürmüştü Ülker'in. Deli
gibi orgazm oluyor, yeniden devam ediyordu sikişmeye. "Sik!" diye
bağırıyor; sara nöbetine yakalanmış gibi
kasılmalarla boşalıyordu. Sonunda hırıltılı soluklarla kendini yatağa attı ve öylece kaldı...
Ertesi sabah uyandığımda saat neredeyse 10 olmuştu ve
Ülker çoktan gitmişti. Salondaki sehpanın üzerine not
bırakmıştı: "Geceni benimle paylaştığın ve bana harika dakikalar
yaşattığın için teşekkür ederim Mesut. Seni
kırdımsa özür dilerim. İzmir'in tadını çıkar.
Seni ararım Tatlı Çocuk!" diye. Evi dolaştım bir süre.
Dışarıya çıkıp komşu bahçeleri seyrettim; uzaktan
görebildiğim İzmir'e baktım. Yeni bir yaşam başlıyordu benim için ve yeni bir dünyanın içindeydim.
Artık haftanın en az üç günü birileriyle birlikte oluyordum ve iyi
para kazanıyordum. Ülker'in yönlendirdiği kadınlar
dışında birlikte olduğum kadınların tavsiye
ettiği müşterilerim de oluyordu. Müşterilerim genellikle 40
yaş üstü kadınlardı. Bunlar genellikle kocalarıyla cinsel
sorunu olan kadınlardı; ya da onlar öyle söylüyorlardı. Ama Ülker,
"Hepsi de yarak hastası bunların! Araştırsan
kocalarıyla hiç de sorunu falan yoktur. Alışmış
orospular değişik yarak yemeye; aranıyorlar!" diyordu. Bu
beni ilgilendirmiyordu. Aradıklarında, güvenceli olduklarından emin olduklarımı eve davet ediyor ve birlikte oluyordum. Bir saat kadar kalıyor ve gidiyorlardı. Onlar gittiğinde ben gerçek yaşantıma dönüyordum.
Günler su gibi akıp gidiyordu. İzmir'e geleli neredeyse 3 ay olmuştu. Ülker her
Çarşamba geliyordu ve Perşembe sabahı erkenden çekip gidiyordu.
Onun geldiği günlerde kimseyi kabul etmiyordum. O Çarşamba öyle
olmadı. Gelir gelmez kendimizi yatağa atmış ve
çılgın gibi sevişmiştik. Evde bir süre oyalandık ve
dışarıya çıktık. Akşam üzerine kadar
dolaştık ve lüks bir lokantaya gittik. Garson sipariş almaya
geldiğinde Ülker birilerinin adını verdi. Garson hemen masadan
uzaklaştı ve bir zarfla geri döndü, "Suna Hanım size bunu
vermemi söyledi!" diyerek gitti. Ülker zarfı açtı; içindeki notu çıkarıp okudu, "Kalkalım Mesut!" dedi. Garsona teşekkür ettik ve lokantadan çıktık. Arabaya binip hızla Karşıyaka'ya yöneldik. Yol boyunca fazla konuşmadık. Ülker ayrıntıya girmiyordu, "Bu akşamı yaşa ve gör!" diyordu.
Karşıyaka'da yine bir lokantaya girdik. Garsona Suna
Hanımın adını verdiğimizde, garson bizi
kadının masasına götürdü. Genç bir kadındı. Uzun, düz
saçları neredeyse kalçalarına kadar iniyordu. Hayatımda
gördüğüm en büyük ağza sahipti kadın. Dik ve dolgun
göğüslerini neredeyse açıkta bırakan askılı
elbisesinin eteği dizinin çok üstündeydi. Yuvarlak kalçaları, düzgün
ve uzun bacakları ile mükemmel bir görüntü sergiliyordu. O güne kadar
birlikte olduğum kadınlardan farklı görünüyordu. Bizim yaklaştığımızı görünce ayağa kalktı. Sevimli bir yüzle, samimi karşılamıştı bizi. Ülker de ilk kez karşılaşıyordu bu kadınla.
Kadın bize şarap ısmarladı. Sonra yaşımı,
tahsilimi, nereli olduğumu sordu. Benzer kısa soruları sormayı sürdürdü. Kadın beni tanımaya çalışıyordu, "Size mi gideceğiz?" diye sordu sonra. Ülker de, "Mesut'un evi müsait ve oldukça uygun!" dedi. Kadın, "Kalkalım isterseniz!" dedi. Kadın çok pahalı bir 4x4 arazi aracına biniyordu. Bizi takip edeceğini söyledi. Yolda giderken Ülker, "Senin bildiğin kadar biliyorum. Bildiğim ve kesin olan bir şey varsa, o da kadının kim olduğu!" dedi. İzmir'li
ünlü bir aile şirketinin ortaklarından birinin
karısıydı kadın. Sonra devam etti, "Seks delisi olduğunu duydum! Biraz sonra
göreceğiz. Bu arada şundan eminim Mesut; bu kadın, bu güne kadar
tanıdıklarından çok farklı. Biraz sonra ne isteyecek bilmiyorum, ama içten davranmanı tavsiye ederim!" dedi.
Eve vardığımızda kadın uzun uzadıya çevreyi ve
evi kontrol etti. Bulunduğu ortamı özümsemeye çalışır
bir hali vardı. Bir duble Votka içebileceğini söyledi. Ülker içkileri
hazırlamaya gittiğinde kadının telefonu çalmaya
başladı. "Hayatım merhaba! Evet, arkadaşlarla birlikteyim.
Evleri çok güzel, görmeni isterim. İkisi de sıcak ve sevimli
insanlar. Ararım aşkım, öpüyorum!" dedikten sonra telefonu
kapatıp çantasına koyarken yüzüme bakıp gülümsedi, "Kocam arıyor, merak etmiş de!" derken yüzündeki gülümseme gerçekten de sexy idi.
O akşam hayatımda yeni bir sayfa açılacaktı ve ilk kez olayın ne kadar içinde olduğumu anlayacaktım...
[Mesut]
Benim İlk Genelev Maceram Hüsranla Bitmedi hikayesinin Tüm Bölümleri
|